euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

DARE

1. Modern İngilizcede dare, çok yaygın kullanılan bir fiil değildir. Dare yerine genellikle başka ifadeler kullanılır: He’s not afraid to say what he thinks. (Düşündüklerini söylemeye korkmaz.) 2. Bununla birlikte dare, olumsuz cümlelerde sık sık kullanılır. Kendisinden sonra

CREDIBLE, CREDULOUS & CREDITABLE

1. Credible, “güvenilir, inanılır, inandırıcı” anlamındadır ve çoğunlukla olumsuz cümlelerde kullanılır: His latest statements are hardly credible. (Son açıklamaları pek inandırıcı değil.)This is not credible to anyone who has studied the

COUNTRY

1. Country, sayılabilen bir isim olup “ülke, memleket” anlamındadır: Scotland is a cold country. (İskoçya soğuk bir ülkedir.)France is the country I know best. (En iyi bildiğim ülke Fransa’dır.)How many countries are

CONTROL & CHECK

İki kelimenin anlamı aynıymış gibi gözükse de aralarında kullanım farkı vardır. Control, “denetlemek, kontrolü sağlamak, kontrol altında tutmak” anlamındadır. Check ise “gözden geçirmek, kontrolünü yapmak” anlamındadır: Most of the news media were controlled by

CONTRARY

1. On the contrary & on the other hand On the contrary, “tam tersi, aksine, bilakis” anlamındadır. On the other hand ise, “diğer taraftan” anlamındadır: I suppose the job was boring. ~ On the contrary, it

CONTINUAL(LY) & CONTINUOUS(LY)

1. Continual(ly), can sıkıcı biçimde sürekli meydana gelen şeyleri anlatmak için kullanılır: Prisoners’ families face continual harassment and attack. (Mahkûm aileleri, sürekli taciz ve saldırıya maruz kalıyorlar.)They argue continually about money. (Para

COMPREHENSIBLE & COMPREHENSIVE

1. Comprehensible “anlaşılır, anlaşılabilir” demektir: The object is to make our research comprehensible. (Amaç, araştırmamızı anlaşılır kılmaktır.)It’s written in clear, comprehensible English. (Açık, anlaşılır bir İngilizceyle yazılmıştır.)That film was barely comprehensible to

CLOTH & CLOTHES

1. Cloth, “kumaş, bez, dokuma” anlamına gelir. Teklifsiz dilde bu kelime yerine material ya da fabric demek daha yaygındır: His suits were made of the most expensive cloth. (Takım elbiseleri en pahalı kumaştan yapılmıştı.)Could you pass

CLOSE, CLOSED & SHUT

1. Close kelimesi fiildir ve “kapatmak” anlamına gelir: Could you close the door? (Kapıyı kapatabilir misiniz?) 2. Shut kelimesi de fiil olup “kapatmak” anlamına gelir:  I shut the door quietly. (Kapıyı sessizce kapattım.)Please shut

CLOSE & SHUT

1. Close ve shut, çoğu kez aynı anlamdadır: Open your mouth and close/shut your eyes. (Aç ağzını yum gözünü.)I can’t close/shut the window. Can you help me? (Pencereyi kapatamıyorum. Bana yardım edebilir misin?)The shop