euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

FOREIGNER & STRANGER

Her iki kelime de Türkçeye çevrildiğinde “yabancı” diye çevrilir. Ancak aralarında fark vardır. Foreigner, başka bir ülkeden, başka bir milletten olan kişiye denir: It is difficult for foreigners to feel

FIND & FOUND

Bu iki fiil bazen birbirine karıştırılır. “Bulmak” anlamındaki find fiili düzensiz fiildir ve find-found-found olarak çekilir. İngilizcede ayrıca “kurmak” anlamında found diye de bir fiil vardır ve bu fiil düzenlidir, yani found-founded-founded diye çekilir. I’ve just found a 100-lira note

FICTIONAL & FICTITIOUS

1. Fictional, masallarda, filmlerde ya da oyunlarda geçen ve gerçek olmayan kişi ya da şeyleri anlatır. “Hayalî, kurgusal, kurmaca” anlamına gelir: The film is based on a fictional story set in

FEMALE, FEMININE & EFFEMINATE

1. Female, “kadın …” anlamında bir sıfattır: They chose her as the best female vocalist. (Onu en iyi kadın vokalist olarak seçtiler.) Female, hayvanlar için de kullanılır ve “dişi …” anlamına gelir:

FALL & FELL

Bu iki fiil bazen birbirine karıştırılır. “Düşmek” anlamındaki fall fiili düzensiz fiildir ve fall-fell-fallen olarak çekilir. İngilizcede ayrıca “kesmek” anlamında fell diye de bir fiil vardır ve bu fiil düzenlidir, yani fell-felled-felled diye çekilir. He fell badly and broke his

FAIRLY, QUITE, RATHER & PRETTY

1. Fairly, genellikle sıfatları ve zarfları niteler. Birisi için fairly nice ya da fairly clever derseniz, o kişiyi çok da yüceltmiş olmazsınız. “Fena değil, idare eder” anlamına gelir: How was the film? ~ Fairly good. Not the best one

LISTENING NASIL GELİŞTİRİLİR?

Listening skill denilen dinleme becerisi nasıl geliştirilir? Kulağınızın iyi olması için neler yapılmalıdır? Yabancıları daha iyi anlamanız için hangi teknikler kullanılmalıdır? Tüm bu soruların cevaplarına bu yazımda cevap vermeye çalışacağım.

EXHAUSTED, EXHAUSTING & EXHAUSTIVE

1. Exhausted, “çok yorgun, bitkin, yorgunluktan canı çıkmış, pestil gibi” anlamına gelir: At the end of the day I felt exhausted. (Günün sonunda pestil gibiydim/yorgunluktan canım çıkmıştı.)By the time they reached

EVEN

1. Even, “hatta, bile” anlamındadır: She’s rude to everybody. She’s even rude to the police. (Herkese karşı kabadır. Polise karşı bile kabadır.)He can’t even write his own name. (Kendi adını bile yazamaz.)