euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

COMPARATIVES & SUPERLATIVES

COMPARISON 

Türkçede sıfatların derecelendirilmesi iki türlü yapılır. Söz konusu sıfatın önüne “daha” (= daha iyi, daha sıcak, daha önemli …) getirilerek “üstünlük” hâli, “en” getirilerek (= en iyi, en sıcak, en önemli …) “en üstünlük” hâli yapılır. İngilizcede bu durum biraz daha ayrıntılıdır. Üstünlük hâline comparative form, en üstünlük hâline ise superlative form denir. Konuya comparative form ile başlayalım.

COMPARATIVE FORM

1. Tek heceli sıfatlara –er getirilir:

slow (yavaş), slower (daha yavaş)                 
new (yeni), newer (daha yeni)                      
hard (zor), harder (daha zor) 

My car is slower. (Benim arabam daha yavaş.)
His phone is newer. (Onun telefonu daha yeni.)
This exam is harder. (Bu sınav daha zor.)

Eğer bir kişi ya da şeyi başka bir kişi ya da şey ile karşılaştıracaksak than kelimesi kullanılır:

My car is slower than yours. (Benim arabam seninkinden daha yavaş.)
His phone is newer than his father’s phone. (Onun telefonu babasının telefonundan daha yeni.)
This exam is harder than the exam yesterday. (Bu sınav, dünkü sınavdan daha zor.)

2. Eğer sıfatın sonu –e ile bitiyorsa sadece –r koymak yeterlidir :

large (büyük), larger (daha büyük) 
nice (güzel), nicer (daha güzel)

Your house is larger than mine. (Senin evin benimkinden daha büyük.)

3. Eğer sıfatın son harfi sessiz, ondan önceki harfi sesli ise, son harf çift yazılır:

big (büyük), bigger (daha büyük) 
fat (şişman), fatter (daha şişman) 
hot (sıcak), hotter (daha sıcak)

Their garden is bigger than this garden. (Onların bahçesi, bu bahçeden daha büyüktür.)
Antalya is hotter than Erzurum. (Antalya, Erzurumdan daha sıcaktır.) 

4. Sonu –y ile biten bir sıfata, -y kaldırılıp –ier  konulur:

easy (kolay), easier (daha kolay) 
happy (mutlu), happier (daha mutlu) 
funny (komik), funnier (daha komik)

Adam is funnier than my brother. (Adam, erkek kardeşimden daha komiktir.)
You are happier than me. (Sen benden daha mutlusun.) 

5. İki ya da daha uzun heceli sıfatlara more getirilir:

important (önemli), more important (daha önemli)
beautiful (güzel), more beautiful (daha güzel) 
expensive (pahalı), more expensive (daha pahalı) 

Lisa is more beautiful than Nicole. (Lisa, Nicole’den daha güzeldir.) 
Istanbul is more expensive than Muğla. (İstanbul, Muğla’dan daha pahalıdır.)

6. Bazı sıfatların üstünlük hâlleri düzensizdir. Yani bir kurala bağlı değildir:

good (iyi), better (daha iyi) 
bad (kötü), worse (daha kötü) 
far (uzak), farther/further (daha uzak/daha fazla) 
little (az), less (daha az) 
much/many (çok), more (daha çok) 

Villages are better than big cities. (Köyler, büyük şehirlerden daha iyidir.)
For further information, call our call centre. (Daha fazla bilgi için çağrı merkezimizi arayın.)

7. Comparative’lerden önce “çok” ifadesi eklemek istiyorsak much kullanılır:

My suitcase is much heavier than yours. (Benim bavulum, seninkinden çok daha ağır.)
Football is much more popular than hockey. (Futbol, hokeyden çok daha popülerdir.)

SUPERLATIVE FORM

En üstünlük hâlleri ile the kullanılır.

1. Tek heceli sıfatlara –est getirilir:

the slowest (en yavaş)                       
the longest (en uzun)             

My car was the slowest car in the race. (Benim arabam, yarıştaki en yavaş arabaydı.)
The Nile is the longest river in the World. (Nil, dünyanın en uzun nehridir.) 

2. Eğer sıfatın sonu –e ile bitiyorsa sadece –st koymak yeterlidir :

the largest (en büyük) 
the nicest (en güzel) 

This is the largest house in the neighbourhood. (Mahalledeki en büyük ev burası.)

3. Eğer sıfatın son harfi sessiz, ondan önceki harfi sesli ise, son harf çift yazılır:

the fattest (en şişman)

Darren is the fattest boy in class. (Darren, sınıftaki en şişman çocuktur.)

4. Sonu –y ile biten bir sıfata, -y kaldırılıp –iest  konulur:

the easiest (en kolay)

The questions in the exam were the easiest questions. (Sınavdaki sorular, en kolay sorulardı.) 

5. İki ya da daha uzun heceli sıfatlara the most getirilir:

the most important (en önemli)

That item on the agenda was the most important item. (Gündemdeki o madde en önemli maddeydi.) 

6. Bazı sıfatların en üstünlük hâlleri düzensizdir. Yani bir kurala bağlı değildir:

the best (en iyi) 
the worst (en kötü) 
the farthest (en uzak) 
the least (en az)
the most (en çok)

We have the best doctors. (En iyi doktorlar bizde.)

 

SÖZLÜ (Aşağıdaki cümlelerin İngilizcesini söyleyin. Soruların cevapları için videoyu seyredin.)

1. İstanbul, Bursa’dan daha kalabalıktır. 
2. Oturma odası, çalışma odasından daha büyüktür. 
3. Gül, papatyadan daha pahalıdır. 
4. Jack, şirketteki en nazik kişidir. 
5. Hava martta daha kötü olur. 
6. Colin, ailedeki en küçük çocuktur. 
7. Rusça, İngilizceden daha zordur. 
8. Peter’ın arabası, Mary’ninkinden daha yavaş. 
9. Çantam, Tom’unkinden daha ağır. 
10. Zürafa, dünyadaki en uzun hayvandır.