euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

IN TIME & ON TIME

In time ve on time ifadeleri “zamanında” demektir. Ancak, aralarında ufak bir fark vardır. On time, “tam zamanında” demek iken, in time “zamanında” demektir. Şöyle bir örnekle farkı daha iyi anlayalım. Diyelim ki bir arkadaşınızla saat 2’de buluşacaksınız. Buluşma noktasına saat tam 2’de giderseniz on time, 2’den biraz önce giderseniz in time ifadesi kullanılır. Başka örnekler verelim:

The meeting has been scheduled for 4:00 p.m. Please arrive on time. (Toplantı saat 4’te yapılacak. Lütfen tam zamanında gel.)

Diyelim ki saat 2’de bir iş görüşmesine gitmem lazım. Saat tam 2’de orada olursam on time kullanırım:

My job interview is scheduled for 2:00 p.m.. If I arrive at 2:00 p.m., I am on time for the interview. 

Diyelim ki ders 9’da başlayacak. Hiç gecikme olmadan tam 9’da başlarsa on time kullanırım:

The class is supposed to start at 9:00. If it does start at 9:00 with no delays, it is starting on time.

In time için de örnekler verelim:

Diyelim ki bir kaza oldu ve yaralıyı hastaneye zamanında yetiştirdiler. O zaman in time kullanmak uygundur. Yani biraz daha gecikseler adam ölebilir:

The accident victim was seriously injured; they got him to hospital just in time.

Diyelim ki başvurunuzu zamanında yapamadığınız için istediğiniz üniversiteye giremediniz. Bu durumda da in time kullanmak uygundur:

I missed the opportunity to go to that college because I didn’t submit my application in time.