euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

İngilizcede bir cümle normal olarak S (subject/özne) + V (verb/fiil) + O (object/nesne) şeklinde kurulur. Yani, önce özne, sonra varsa yardımcı fiil, daha sonra esas fiil ve ardından nesne gelir. Ancak, bazen cümleler bu sıraya uymaz. Eğer özne ile fiil yer değiştirirse, bu yapıya inversion (devrik cümle, devrik yapı) denir. Bazen de yardımcı fiil özneden önce gelir. Aşağıda önemli devrik cümle örnekleri bulacaksınız:

1) Kısa cevaplarda kullanılan so, neither ve nor kelimeleriyle:

– I like fish. (Balık severim.)
– So do I. (Ben de.) 

– I don’t like fish. (Balık sevmem.)
– Neither/Nor do I. (Ben de.)   

2) May ile kurulan dua ve beddua cümleleriyle:

May God bless you! (Allah senden razı olsun!)
May you always be happy! (Hep mutlu olun!)
May he rest in peace! (Toprağı bol olsun!)

3) Hardly ever, scarcely ever, barely ever, seldom ve rarely kelimeleriyle:

Hardly ever does she talk to me. (Benimle hemen hiç konuşmaz.)
Scarcely ever do I use my mobile phone. (Cep telefonumu hemen hiç kullanmam.)
Seldom did we go abroad when I was a child. (Çocukken yurtdışına nadiren giderdik.)
Rarely had I seen such a wonderful view. (Öyle harika bir manzarayı nadiren görmüştüm.)

4. Hardly … when, scarcely … when, barely … when ve no sooner … than kalıplarıyla:

Hardly had the burglar entered the house when the alarm went off. (Hırsız eve tam girmişti ki alarm çaldı.) 
No sooner had she learnt the bad news than she burst into tears. (Kötü haberi öğrenmesiyle gözyaşlarına boğulması bir oldu.)

5. Never ve never before kelimeleriyle:

Never have I seen such terrible weather! (Böyle berbat bir havayı hiç görmemiştim.)
Never before had he done such a foolish thing. (Daha önce böyle aptalca bir şeyi hiç yapmamıştı.)

6. Cümle başındaki yer bildiren ifadelerle:

Here comes Peter. (İşte/Bak Peter geliyor.)
There goes the bus. (Bak otobüs gidiyor.)
In the doorway stood Jack. (Jack girişte duruyordu.)

7. If clause type I yerine:

If you see him, give my regards. = Should you see him, give my regards. (Onu görürsen selamımı söyle.)

8. If clause type II yerine:

If I were rich, I would buy a big house. = Were I rich, I would buy a big house. (Zengin olsam büyük bir ev alırdım.)

9. If clause type III yerine:

If I had studied hard, I would have passed the exam. = Had I studied hard, I would have passed the exam. (Çok çalışsaydım sınavı geçerdim.)

10. Only when kalıbıyla:

Only when he apologizes will I speak to him again. (Özür dilediğinde ancak onunla tekrar konuşurum.)

11. Little kelimesiyle:

Little do they know how lucky they are to live in such a wonderful village. (Böyle harika bir köyde yaşadıkları için ne kadar şanslı olduklarının pek de farkında değiller.)