euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

Birbirine karıştırılan üç fiil vardır: “yatırmak, koymak, sermek” anlamındaki lay; “yatmak, uzanmak” anlamındaki lie (düzensiz fiil); “yalan söylemek” anlamındaki lie (düzenli fiil).

1. Lay

Lay, düzensiz fiil olup lay-laid-laid olarak çekilir. “Koymak, yatırmak, sermek, döşemek, (sofra) kurmak, (yumurta) yumurtlamak” anlamlarına gelir:

Lay the baby on her back. (Bebeği sırt üstü yatır.)
We lay flowers on her grave once a week. (Haftada bir kez onun mezarına çiçek koyarız/bırakırız.)
Sally laid her head against my shoulder and fell asleep. (Sally, başını omzuma koyup uykuya daldı.)
The man is coming to lay the carpet tomorrow. (Adam, yarın halıyı döşemeye geliyor.)
A hundred kilometres of new railway track have been laid. (Yüz kilometre yeni tren rayı döşendi.)
Will you lay the table while I get breakfast? (Ben kahvaltıyı hazırlarken sen sofrayı kurar mısın?)
Thousands of turtles laid their eggs in the sand. (Binlerce kaplumbağa yumurtalarını kuma bıraktı./…kuma yumurtladı.)

2. Lie 

Lie, düzensiz fiil olup lie-lay-lain olarak çekilir. “Yatmak, uzanmak” anlamlarına gelir:

She was lying on the bed watching TV. (Yatakta yatmış/uzanmış televizyon seyrediyordu.)

3. Lie 

Lie, ayrıca düzenli fiil olup “yalan söylemek” anlamına gelir:

You lied to me when you said you loved me. (Beni sevdiğini söylediğinde bana yalan söyledin.)