euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

1. Like, “gibi, -e benzer” anlamında; as ise “olarak” anlamındadır:

It was a small animal like a rat. (Sıçan gibi/Sıçana benzer küçük bir hayvandı.) = … as a rat denmez.
He works as a waiter. (Garson olarak çalışıyor.) = … like a waiter denmez.

Bir başka deyişle like, söz konusu kelimenin gerçeği yansıtmadığını, as ise gerçeği yansıttığını gösterir:

I am talking to you as your father. (Seninle baban olarak konuşuyorum.) = … like your father denmez çünkü ben gerçekten babanım.
You are talking to me like my father. (Babam gibi konuşuyorsun.) = … as my father denmez çünkü sen babam değilsin.

2. Look like ve be like ifadeleri “benzemek” anlamındadır:

He’s very like his father. (Babasına çok benziyor.)
My sister looks like me. (Kız kardeşim bana benzer.)

Like, örnek verirken de kullanılır:

In mountainous countries, like Peru, … (Peru gibi dağlık ülkelerde …) = … as Peru denmez.

3. As bir bağlaçtır. Bir cümlecikten ve edatla başlayan bir ifadeden önce kullanılır:

Nobody knows her as I do. (Kimse onu benim tanıdığım kadar tanımaz.)
We often drink tea with the meal, as they do in China. (Çin’de yaptıkları gibi, yemekle çoğu kez çay içeriz.)
On Friday, as on Tuesday, the meeting will be at 9. (Salı olduğu gibi, Cuma günü toplantı 9’da başlayacak.)

Modern İngilizcede like da as gibi bağlaç olarak kullanılabilir:

Nobody loves you like I do. (Kimse seni benim sevdiğim gibi sev(e)mez.)

4. Teklifsiz dilde as, devrik cümle yapısında kullanılır:

She was a Catholic, as were most of her friends. (Çoğu arkadaşının olduğu gibi o da Katolikti.)

5. As, birçok ifadede “gibi” anlamında kullanılır:

As you know, next Tuesday’s meeting has been cancelled. (Bildiğiniz gibi, önümüzdeki Salı günkü toplantı iptal edildi.)
I am sending you the bill for the repairs, as we agreed. (Anlaştığımız gibi, tamir faturasını size gönderiyorum.)
As is well known, more people get colds in wet weather. (Bilindiği üzere, yağmurlu havada daha çok kişi üşütür.)