euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

NOTICEABLE & NOTABLE

1. Noticeable, “dikkati çeken, göze çarpan, gözle görülür, farkedilen” anlamına gelir:

This effect is particularly noticeable in younger patients. (Bu etki, özellikle genç hastalarda göze çarpar.)
It was noticeable that none of the family were present. (Ailenin hiçbir üyesinin orada olmaması dikkat çekiciydi.)
His scars are hardly noticeable now. (Yaraları artık pek farkedilmiyor.)
There has been a noticeable improvement in Susan’s cooking. (Susan’ın yemek pişirmesinde gözle görülür bir gelişme oldu.)
It’s noticeable that the weather is getting colder. (Havanın soğuduğu dikkat çekiyor.)

2. Notable, “önemli, dikkate değer, kayda değer; ünlü, tanınmış” anlamlarına gelir:

A notable success/example (Kayda değer bir başarı/örnek)
His eyes are his most notable feature. (Gözleri, onun en önemli özelliğidir.)
The town is notable for its ancient harbour. (Kasaba, eski limanı ile tanınır.)
They have built up a notable collection of rare plants. (Nadir bitkilerden oluşan önemli bir koleksiyon oluşturdular.)
Getting both sides to agree was a notable achievement. (Her iki tarafı anlaşmaya ikna etmek kayda değer bir başarıydı.)