euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

1. (söz konusu şeye değmeden anlamında) –in üzerinde, üstünde:

Tim glanced at the clock over the door. (Tim, kapının üzerindeki saate baktı.)
The sign over the door said “Exit”. (Kapının üstündeki tabelada “Çıkış” yazıyordu.)
He jumped over the gate. (Kapının üzerinden atladı.)

2. –in başında:

She came and stood over her husband as he lay on the bed. (Kocası yatakta yatarken gelip onun başında dikildi.)

3. (bir şeyin her tarafına, her tarafında anlamında) -in üstüne, -in üstünü:

The old woman put her hands over her ears. (Yaşlı kadın, elleriyle kulaklarını kapattı.)
She spilled coffee all over my new dress. (Yeni elbisemin üstüne kahve döktü.)

4. (bir taraftan diğer tarafına anlamında) –in üstünde:

Several bridges over the River Danube were destroyed. (Tuna Nehri üstündeki birçok köprü hasar gördü.)

5. (duvar, dağ gibi yüksek yerleri aşarak anlamında) –den, -dan:

Four prisoners had escaped by climbing over a six-metre high fence. (Dört mahkûm, altı metre yüksekliğindeki bir çitten tırmanarak kaçmışlardı.)

6. –in karşı tarafında:

Mary’s brother lives just over the road. (Mary’nin kardeşi, yolun karşı tarafında oturuyor.)
There is a pub over the road we could go to. (Yolun karşı tarafında, gidebileceğimiz bir bar var.)

7. –in her tarafına, her yerine, her yerinde:

The drought has spread over much of the southern US. (Kuraklık, güney ABD’nin çoğu yerine yayıldı.)
The festival attracts music-lovers from all over the world. (Festival, dünyanın her yerinden müzikseverleri çekiyor.)

8. … ile ilgili:

There are worries over the future of the steel industry. (Çelik sanayii ile ilgili endişeler var.)
We spent a whole hour arguing over the meaning of two words. (Tam bir saati iki sözcüğün anlamını tartışarak geçirdik.)
I need time to think over your proposal. (Teklifini düşünmem için zamana ihtiyacım var.)

9. (kontolünde tutma, etkisi altına alma anlamında) –in üzerinde:

Susan is a sales manager, but she has a regional sales director over her. (Susan satış müdürü ama üzerinde bölge satış direktörü var.)
The Church today has little influence over the way people lead their lives. (Bugünkü kilisenin, insanların yaşamlarını sürdürme biçimi üzerinde çok az etkisi var.)

10. Esnasında, sırasında, -de:

Most hotels are fully booked over the holiday weekend. (Çoğu otelde hafta sonu tatilinde yer yoktur.)

11. Bir şey yerken ya da içerken, sırasında, –de, -da:

Over coffee our host told us a little about the history of the house. (Kahve içerken ev sahibimiz bize biraz evin tarihinden söz etti.)
We chatted over lunch. (Yemekte sohbet ettik.)
Shall we discuss the report over a drink? (Raporu içki içerken tartışalım mı?)

12. –den fazla, -in üzerinde:

Over 50 percent of the company’s shares are owned by the state. (Şirket hisselerinin %50’den fazlası devlete ait.)
Children over the age of 12 must have full-price tickets. (12 yaşından büyük çocukların tam bilet alması gerekir.)

13. Diğer tarafında, arka tarafında:

The story continues over the page. (Hikâye, sayfanın arka tarafında devam ediyor.)

14. … vasıtasıyla, -de, -da:

They spoke over the phone. (Telefonda konuştular.)
We heard the news over the radio. (Haberi radyoda duyduk.)