euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

SMALL & LITTLE

1. Small, boyutla ilgilidir. Big ve large kelimelerinin karşıtıdır:

You’re too small to be a policeman. (Polis olamayacak kadar küçüksün.) = Ufak tefeksin.
These shoes are too small for me. (Bu ayakkabılar bana çok küçük.)

2. Little kelimesinin anlamında daha ziyade duygu vardır:

Poor little thing; come here and let me look after you. (Zavallı küçük şey; buraya gel de sana bakayım.)
What’s he like? ~ Oh, he’s a funny little man. (Nasıl biri? ~ A, komik küçük/ufak tefek bir adam.)
What’s that nasty little boy doing in our garden? (Şu yaramaz küçük oğlan bizim bahçede ne yapıyor öyle?)
They’ve bought a pretty little house in the country. (Şehir dışında güzel küçük bir ev aldılar.)

3. Birkaç belirli ifadede little kelimesi, small ya da short kelimesi ile aynı anlamda kullanılır:

little finger (küçük parmak)
a little while (kısa bir süre)
the little hand of a clock (saatin akrebi)

4. İngiliz İngilizcesinde little, yüklem durumunda pek yaygın değildir. Ayrıca üstünlük ve en üstünlük hâlleri normal olarak kullanılmaz:

The puppy was so small and sweet. (Köpek yavrusu öyle küçük ve tatlıydı ki.) The puppy was so little… demekten daha doğaldır.
He’s the smallest baby I’ve ever seen. (Hayatımda gördüğüm en küçük bebek.) …the littlest baby… demekten daha doğal.