euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

SO THAT & IN ORDER THAT

1. Her iki yapı da “…sin diye, …mesi için, …mek için” anlamındadır. Özellikle teklifsiz dilde so that daha yaygın olarak kullanılır. Bu yapılarla can, will, may kullanılır:

She’s staying here for six months so that she can perfect her English. (İngilizcesini mükemmelleştirmek için burada altı ay kalacak.)
I’m putting the dish in the oven now so that it’ll be ready by seven o’clock. (Saat yediye kadar hazır olsun diye yemeği şimdi fırına koyuyorum.)
We send monthly reports in order that they may have full information. (Tam bir bilgi sahibi olabilsinler diye aylık raporlar gönderiyoruz.)

2. Teklifsiz dilde that, cümleden atılabilir:

I’ve come early so I can talk to you. (Seninle konuşmak için / konuşabileyim diye erken geldim.)

3. Ayrıca gelecek zamanı anlatmada bazen present tense’ler de kullanılır:

I’ll send the letter express so that she gets / she’ll get it before Tuesday. (Salıdan önce alsın diye mektubu acele postayla göndereceğim.)
I’m going to make an early start so that I don’t / won’t get stuck in the traffic. (Trafiğe kalmayayım diye erken kalkacağım.)

4. Geçmişi anlatırken genel olarak would, could, should ya da might kullanılır: 

Mary talked to the shy girl so that she wouldn’t feel left out. (Mary, kendini dışlanmış hissetmesin diye çekingen kızla konuştu.)
I took my golf clubs so that I could play at the weekend. (Hafta sonu oynayabileyim diye/hafta sonu oynamak için golf sopalarımı yanıma aldım.)
They met on a Saturday in order that everybody should be free to attend. (Herkes katılmak için müsait olsun diye cumartesi günü buluştular.)
He built a chain of castles so that he might control the whole country. (Tüm ülkeyi kontrol altına almak için bir dizi kale yaptılar.)
He was standing in the shadow so that I could not see his face clearly. (Yüzünü net olarak görmeyeyim diye gölgede duruyordu.)
He lowered his voice so that no one should hear. (Kimse duymasın diye sesini alçalttı.)