euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

İNGİLİZCE KONUŞMAYI NASIL ÖĞRETİYORUM?

Birçok kişi, İngilizce altyapısı olmasına rağmen bu dili istediği gibi konuşamaz. İngilizce konuşabilmek için de çeşitli yöntemler denenir. Kimisi kurslara gider, kimisi yurt dışına gider, kimisi yabancı hocalarla speaking dersi yapar. İngilizce konuşmak için çeşitli yöntemler kullanılır. Ben İngilizce konuşturmak için “simultane yöntemi” kullanıyorum. Bu yöntemi uzun yıllardır uyguluyorum ve bunun için Pratix English adlı bir kitap yazdım ve derslerimde bu kitabı kullanıyorum. 

“Simultane” ne demektir ve hangi kelimeden gelmektedir? “Simultane” kelimesi, İngilizcedeki simultaneous kelimesinden gelmektedir ve “aynı anda olan, eş zamanlı, anında” demektir. Peki simultaneous translation nedir? Bu ifade de “eş zamanlı çeviri, anında çeviri” anlamına gelir. Ancak, piyasada bu ifadenin Türkçesinden çok yabancı kökenli hâli olan “simultane çeviri, simultane tercüme” ifadesi kullanılır. Günümüzde uluslararası konferanslarda, toplantılarda kongrelerde, seminerlerde kullanılan bu yöntemde çevirmen/tercüman, bir konuşma sırasında, konuşanın dediklerini anında başka dile çevirir. Simultane çeviri, zor ve özel bir yöntemdir. Hele bu işi Türkçeden İngilizceye yapacaksanız işiniz daha da zordur. Çünkü İngilizceden ana dile çevirmek daha kolaydır. Ancak, Türkçeden İngilizceye çeviri yapmak daha zordur. 

Türkçeden İngilizceye simultane çeviri yapabilmek için şunları bilmelisiniz:

1. Türkçenin gramerini
2. Türkçedeki kelimelerin doğru anlamlarını
3. İngilizcenin gramerini
4. İngilizcedeki kelimelerin doğru anlamlarını
5. İngilizcedeki kelimelerin doğru telaffuzlarını 

Peki, İngilizce konuşmasını geliştirmek isteyenler için ben bu yöntemi nasıl kullanıyorum? 

Sizi İngilizce konuşturabilmek için 30 üniteden oluşan, Pratix English adında bir kitap yazdım. Bu kitap şimdilik piyasada yok. Her ünite bir konuyla ilgili ve konunun içinde birbirinden bağımsız cümleler var. Ben İngilizce bilmeyen kişi oluyorum, siz ise simultane tercüman. Benim söylediğim Türkçe cümleleri, sanki yanınızda bir yabancı varmış gibi, ona İngilizce olarak söylüyorsunuz. 

Bu yöntem size ne sağlıyor? 

Beyin, ana dilde düşünür. Ancak, bir yabancı ile konuşurken, benim tabirimle, beyninizdeki Türkçe şalterini kapatıp İngilizce şalterini açmanız gerekir. İngilizce düşünmek demek de budur zaten. O zaman, cümleleri Türkçeye göre değil İngilizceye göre kurarız. Mesela, “Ben her gün işe gidiyorum.” cümlesini Türkçe kelime dizisine (I every day to work go) göre değil İngilizce kelime dizisine (I go to work every day.) göre kurarız. Böyle yapıyorsak İngilizce düşünüyoruz demektir. 

Şimdi gelin Pratix English kitabımdaki bazı ünitelerden örnekler yapalım. Siz de İngilizce konuşmayı nasıl öğrettiğimi görmüş olun. Şimdi size basitten zora doğru giden 40 cümle soracağım. Cümleler, hem günlük konuşma dilinden hem de iş İngilizcesinden oluşmaktadır. Cümleleri sorduktan sonra kısa bir süre bekleyip doğru cevabı vereceğim. Kendinizi simultane tercüman olarak hayal edin ve bu cümlelerin İngilizcesini yüksek sesle söylemeye çalışın. Cümlelerin cevaplarını videoda bulabilirsiniz.

1. Bu bir perde. 
2. Burası bir sigorta şirketi. 
3. Bu kravat pahalı. 
4. Bu şişeler boş mu? 
5. Bu benim pasaportum. 
6. Bu pasaport benim. 
7. Bu gömlekler kimin? 
8. Babanızın kararı önemli. 
9. Göğün rengi masmavi. 
10. Bu paketi derhâl teslim edin.
11. Yıllık rapor hazır. 
12. Ürünlerimiz listede. 
13. İstanbul’a varış saat kaçta? 
14. Almanya’da bir basın toplantısı var. 
15. Depoda ne kadar benzin var? 
16. Çok düşük bir maaş alıyor. 
17. Burada çalışmak istemiyorum. 
18. İşe neyle gidiyorsun? 
19. Jim arabayı dikkatsiz kullanır. 
20. Otelin büyük bir yüzme havuzu var. 
21. Şu anda İtalya üzerinde uçuyoruz. 
22. Kirayı zamanında ödeyeceğiz. 
23. Tony iki yıl önce işsizdi. 
24. İşsizlik oranı geçen hafta %10’a düştü. 
25. Seni Paris’te kim gördü? 
26. Düğüne kimi davet edelim? 
27. Sen oraya gittiğinde Tom ne yapıyordu? 
28. Bir haftadır alışverişe gitmedim.
29. Hiç Çin’e gittin mi? 
30. Yirmi yıldır İstanbul’da oturuyorum. 
31. Lisa, ailenin en küçük çocuğudur. 
32. Hasta olduğum için partiye gelemezdim.
33. Yabancı bir ülkede pasaportunu kaybetsen ne yaparsın? 
34. Futbol, tüm dünyada oynanır. 
35. Yabancı dil öğrenmek gereklidir. 
36. Peter’ın kaç yaşında olduğunu bilmiyorum. 
37. Kaybettiğin anahtarları buldun mu? 
38. Arabasını haftada bir yıkatır. 
39. Yaşadığım sürece bu hikâyeyi asla unutmayacağım. 
40. Kahve o kadar sıcak ki içemiyorum.