euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

With kelimesinin ilk akla gelen anlamı elbette “ile”dir. Ancak with, birçok farklı biçimde ve anlamda da kullanılır:

1. İnsanların duygularını anlattığı birçok ifadede kullanılır:

My father was trembling with rage. (Babam öfkeden titriyordu.)
Annie was jumping up and down with excitement. (Annie, heyecandan zıplayıp duruyordu.)
When I found her, she was blue with cold. (Onu bulduğumda soğuktan morarmıştı.)

2. With, insanların duygularını anlatan bazı sıfatlarla kullanılır:

I’m cross with you. (Sana küstüm.)
furious with (-e kızgın)
upset with (-e sinirli, keyfi kaçmış)
angry with (-e kızgın)
pleased with (-den memnun)

3. Fight, struggle, quarrel, argue, play ve benzer anlamı olan kelimelerle “–e karşı” anlamında kullanılır:

Don’t fight with him; he’s bigger than you are. (Onunla dövüşme; senden daha iri.)
Will you play chess with me? (Benimle satranç oynar mısın?)
I had an argument with my boss. (Patronumla tartıştım.)

4. With, “-si olan” anlamında çok sık kullanılır:

There are so many people around with no homes. (Evi olmayan çok insan var.)
They’ve bought a house with a big garden. (Büyük bahçesi olan bir ev aldılar.)A girl with red hair (Kızıl saçlı bir kız)
A jacket with a hood (Kapüşonlu bir mont)
A man with a suitcase (Bavullu bir adam)

Ancak “gözlüklü, kırmızı elbiseli” gibi giysi vs söz konusu olduğunda with yerine in kullanılır:

Who’s the man in the funny hat? (Komik şapkalı adam kim?)
Could you go and give this paper to the woman in glasses? (Bu kâğıdı gidip gözlüklü kadına verebilir misin?)

Ayrıca, “… sesle” anlamında da with değil in kullanılır:

Why are you talking in such a loud voice? (Niye böyle yüksek sesle konuşuyorsun?)

5. Taşıt araçlarıyla “ile” derken with değil, by kullanılır:

They went to London by train. (Londra’ya trenle gittiler.)

6. “Yanında” anlamında da kullanılır. Bu anlamda Türkçe düşünüp near kullanılmamalıdır:

He takes his umbrella with him all the time. (Her zaman şemsiyesini yanına alır.)
I have a client with me right now. (Şu anda yanımda bir müvekkil var.)