euzbay@gmail.com

euzbay@gmail.com

+90 532 315 43 84

+90 532 315 43 84

1. Care (about)

Care (about), “önemsemek, aldırmak, umursamak” anlamındadır. Özellikle olumsuz cümlelerde yaygındır. About edadı, bir nesneden önce kullanılır ancak bir bağlaçtan önce genellikle atılır:

Most people care about other people’s opinions. (Çoğu insan, başkalarının fikirlerine önem verir.) = … take care of/care for other people’s opinions denmez.
I don’t care whether it rains. (Yağmurun yağıp yağmaması umrumda değil.)
I’ll never speak to you again. ~ I don’t care. (Seninle bir daha konuşmayacağım. ~ Umrumda değil.)
Your mother’s upset with you. ~ I couldn’t care less. (Annen sana kızmış. ~ Umrumda değil/Vız gelir tırıs gider.)

2. Care for

Care for, “bakmak, ilgilenmek” anlamındadır:

He spent years caring for his sick mother. (Yıllarını hasta annesine bakmakla geçirdi.)

Care for’un bir başka anlamı da “sevmek, hoşlanmak, düşkün olmak” anlamındadır. Ancak bu kullanım, modern İngilizcede pek yaygın değildir:

I don’t much care for strawberries. (Çilek pek sevmem.)

3. Take care of

Take care of, normal olarak “bakmak, ilgilenmek, sorumlusu olmak” anlamındadır:

Nurses take care of people in hospital. (Hemşireler, hastanelerdeki insanlara bakarlar/insanlarla ilgilenirler.)
It’s no good giving Peter a rabbit: he’s too young to take care of it properly. (Peter’a tavşan vermenin yararı yok: ona doğru dürüst bakamayacak kadar küçük.)
Ms Savage takes care of marketing, and I’m responsible for production. (Bayan Savage pazarlamayla ilgileniyor/pazarlamadan sorumlu; ben de üretimden sorumluyum.)

Take care ifadesi, of edadı olmadan kullanıldığında “dikkat etmek, dikkatli olmak” anlamındadır. Bazı kişiler, birisine veda ederken “kendine iyi bak” anlamında da kullanır:

Take care when you’re crossing the road, children. (Caddeyi geçerken dikkat edin çocuklar.)
Bye, Ruth. ~ Bye, Mike. Take care. (Hoşçakal Ruth. ~ Hoşçakal Mike. Kendine iyi bak.)