By Ekrem Uzbay
THE kullanımı
1) The, daha önce sözü edilen ya da karşı tarafça zaten bilinen kişi ya da şeyleri anlatırken kullanılır. Genellikle ‘hangisini/hangilerini kastettiğimi biliyorsun’ anlamına gelir: Have you locked the door?Kapıyı kilitledin mi?
By Ekrem Uzbay
By Ekrem Uzbay
THERE IS & THERE ARE kullanımı
1. Türkçede “vardır” anlamında kullanılan bir yapıdır. Sayılabilen tekil isimlerle ve sayılamayan isimlerle there is, çoğul isimlerle there are kullanılır: There is a computer on the desk. (Masada bir bilgisayar var.) = sayılabilen tekil isim.There is
By Ekrem Uzbay
THERE IS NOTHING LIKE …
“… gibisi yok” anlamına gelir: Örnek: There is nothing like a hot shower after a long day. (Uzun bir günün ardından sıcak bir duş gibisi yoktur.)
By Ekrem Uzbay
THERE IS/ARE & HAVE farkı
Türkçede “var” yüklemi ile biten cümleleri kurarken dikkatli olmak gerekir: 1. Fiziksel olarak bir yerde “var” anlamında cümle kuruyorsak there is ya da there are kullanılır: There is a suitcase in the corner of
By Ekrem Uzbay
THERE’S NO GOING BACK
“Geri dönüşü yok” anlamındadır. Örnek: Once you have made this decision, there will be no going back. (Bu kararı verdikten sonra bunun geri dönüş olmaz.)
By Ekrem Uzbay
THEREFORE anlamı ve kullanımı
Therefore kullanımı şöyledir: “Bu yüzden, bundan dolayı, onun için, dolayısıyla” anlamlarına gelir: This is a binding contract. Therefore, we recommend that you review it with a lawyer. (Bu, bağlayıcı bir
By Ekrem Uzbay
THIS IS A STEAL
“Sudan ucuz, kelepir” anlamlarına gelir. Örnek: I can’t believe this designer jacket is only $50; this is a steal. (Bu tasarım ceketin sadece 50 dolar olduğuna inanamıyorum; sudan ucuz.)
By Ekrem Uzbay
THROUGH kullanımı
a) (tünel, orman, boru, hortum, vs.) –den geçerek, arasından, -den, -dan: We drove through a tunnel. (Tünelden geçtik.)They walked slowly through the woods. (Yavaş yavaş ormandan geçtiler.)The path climbs steeply through the
By Ekrem Uzbay
THUS anlamı ve kullanımı
Thus kullanımı şöyledir: “Bu yüzden, bunun için, bu nedenle” anlamlarına gelir: Someone had removed all the evidence. Thus, it was now impossible for the police to continue their investigation. (Birisi