NO WAY!

“Asla olmaz, hayatta olmaz, imkânı yok, tabii ki hayır, olur mu hiç, hadi canım” anlamlarına gelen bir ifadedir. Örnek: A: Hey, I heard they’re making everyone work on Saturday.B: No

NONETHELESS anlamı ve kullanımı

“Bununla birlikte, yine de, buna rağmen” anlamlarına gelir: My sister studied diligently for several months. Nonetheless she failed. (Kızkardeşim aylarca çok çalıştı. Bununla birlikte/yine de/buna rağmen sınıfta kaldı.) The novel was too

NOTICEABLE & NOTABLE farkı

1. Noticeable, “dikkati çeken, göze çarpan, gözle görülür, farkedilen” anlamına gelir: This effect is particularly noticeable in younger patients. (Bu etki, özellikle genç hastalarda göze çarpar.)It was noticeable that none of

NOUN CLAUSES kullanımı

Konuyu açıklamaya bir örnekle başlayalım: He knows my surname. (Soyadımı biliyor.)özne fiil         nesne He knows that I am a doctor. (Doktor olduğumu biliyor.)özne fiil        noun clause Birinci cümlede, fiile “neyi biliyor?” diye sorulduğunda cevap veren kısım (my

NOW THAT kullanımı

Now that bağlacı, “…diğine göre, madem (ki)” anlamına gelir. That kelimesi istenirse atılabilir: Now (that) Tom is married, he has become much more responsible. (Tom evlendiğine göre sorumluluğu çok daha arttı.)Now the exams

OF WHOM & OF WHICH kullanımı

1. Relative clause’larda, some, any, none, all, both, several, many, most, one, neither, few gibi kelimeler, of whom ve of which ifadeleriyle birlikte kullanılırlar. Bunlardan … of whom insanlar için, … of which cansızlar ve hayvanlar için kullanılır. Ana cümle ile relative

OFFICER & OFFICIAL farkı

1. Officer kelimesi isimdir ve genel olarak üç anlamı vardır: a) Subay My father was an army officer. (Babam, orduda subaydı.) b) Polis memuru Two uniformed officers arrived on the scene quickly. (İki üniformalı

OH MY!

“Aman Tanrım, aman ya Rabbi” anlamlarına gelir. Örnek: Oh my, I can’t believe we won the lottery! (Aman Tanrım, piyangoyu kazandığımıza inanamıyorum!)

ON THE ARM

On the arm deyimi, bir şey size ücretsiz ikram edildiğinde kullanılır. Örnek: The bartender gave the regular customers a few drinks on the arm. (Barmen, müdavimlere içki ikram etti.)