TAP TO PAY

“Temassız ödeme” anlamındadır. Örnek: With tap to pay becoming more common, even small businesses are adopting the technology. (Temassız ödemenin yaygınlaşmasıyla birlikte küçük işletmeler bile bu teknolojiyi kullanıyor.)

TELAFFUZ HATALARI (I)

Above Acquaintance Admirable Advantage = advantageous Advocate (noun & verb) Aisle Among Answer Anxious Apricot April Archive Awry Ballet Baseball Basic Beach & bitch Because Bear & beer Beloved Bomb

TELAFFUZ HATALARI (II)

Above Acquaintance Admirable Advantage = advantageous Advocate (noun & verb) Aisle Among Answer Anxious Apricot April Archive Awry Ballet Baseball Basic Beach & bitch Because Bear & beer Beloved Bomb

TELLEM ne demek?

Tellem ya da tell’em, argoda tell them (= söyle onlara) demektir: Tellem to go away. (Söyle onlara gitsinler.)Tell’em to wait for us. (Söyle onlara bizi beklesinler.)Tellem not to shout. (Söyle onlara

TENSES İngilizcede zamanlar

İngilizcedeki tüm tense’leri (zamanları) öğrenmek, sadece bu tense’lerin formüllerini öğrenmek demek değildir. Formül ezberlemek hiçbir işinize yaramaz. Onun yerine, tense mantığını öğrenmeli ve tense’lerin birbirine geçişlerini bilmelisiniz. Bu yazımda bu

THAT WILL BE THE DAY

Karşı tarafın söylediğine inanmadığımızı ya da buna kuşkuyla baktığımızı anlatan bir ifadedir. “Dişimi kırarım.”, “Yap da görelim.” ya da “Mümkün değil.” anlamlarına gelir. Bir örnek verelim: A: I can’t believe

THE kullanımı

1) The, daha önce sözü edilen ya da karşı tarafça zaten bilinen kişi ya da şeyleri anlatırken kullanılır. Genellikle ‘hangisini/hangilerini kastettiğimi biliyorsun’ anlamına gelir: Have you locked the door?Kapıyı kilitledin mi?

THE REST

1. The rest, “geri(ye) kalan” anlamındadır: We only use three rooms. The rest of the house is empty. (Sadece üç odayı kullanıyoruz. Evin geri kalanı boş.) 2. “Geriye kalan, artan, artık”

THERE IS & THERE ARE kullanımı

1. Türkçede “vardır” anlamında kullanılan bir yapıdır. Sayılabilen tekil isimlerle ve sayılamayan isimlerle there is, çoğul isimlerle there are kullanılır: There is a computer on the desk. (Masada bir bilgisayar var.) = sayılabilen tekil isim.There is

THERE IS/ARE & HAVE farkı

Türkçede “var” yüklemi ile biten cümleleri kurarken dikkatli olmak gerekir: 1. Fiziksel olarak bir yerde “var” anlamında cümle kuruyorsak there is ya da there are kullanılır: There is a suitcase in the corner of

THEREFORE anlamı ve kullanımı

Therefore kullanımı şöyledir: “Bu yüzden, bundan dolayı, onun için, dolayısıyla” anlamlarına gelir: This is a binding contract. Therefore, we recommend that you review it with a lawyer. (Bu, bağlayıcı bir

THIS IS A STEAL

“Sudan ucuz, kelepir” anlamlarına gelir. Örnek: I can’t believe this designer jacket is only $50; this is a steal. (Bu tasarım ceketin sadece 50 dolar olduğuna inanamıyorum; sudan ucuz.)

THROUGH kullanımı

a) (tünel, orman, boru, hortum, vs.) –den geçerek, arasından, -den, -dan: We drove through a tunnel. (Tünelden geçtik.)They walked slowly through the woods. (Yavaş yavaş ormandan geçtiler.)The path climbs steeply through the

THUS anlamı ve kullanımı

Thus kullanımı şöyledir: “Bu yüzden, bunun için, bu nedenle” anlamlarına gelir: Someone had removed all the evidence. Thus, it was now impossible for the police to continue their investigation. (Birisi

TICKETY-BOO

Özellikle İngiliz İngilizcesinde kullanılan bir ifadedir ve “sorun yok, yolunda” anlamlarına gelir. Örnek: A: How’s the new project going? (Yeni proje nasıl gidiyor?)B: Everything’s tickety-boo. (Her şey yolunda.)

TOO & ENOUGH kullanımı

TOO ‘Çok, aşırı, fazla’ anlamlarına gelen too sözcüğü, too+sıfat/zarf yapısında ‘…mayacak kadar …’ anlamında farklı kullanılır. Yapının arkasından to ve gerekli fiilin yalın hâli gelir. Cümle olumlu kurulur ama anlamda olumsuzluk vardır: The coffee is too

TOO LITTLE TOO LATE

“Artık çok geç, iş işten geçti” anlamlarına gelir. Örnek: A: I can’t believe Fred’s trying to make amends now, after all this time.B: Yeah, it feels like too little too

TOTAL A CAR

Bir aracı, “hurdaya çevirmek, pert etmek” anlamlarına gelir: Örnek: She totalled her brand-new car while trying to avoid a squirrel. (Bir sincaptan kaçmaya çalışırken yepyeni arabasını hurdaya çevirdi/pert etti.)