IT DOESN’T FALL TO ME

Sanki Türkçeden çevrilmiş gibi görünen bu ifade “Bana düşmez.” anlamına gelir. Bir örnek verelim: It doesn’t fall to me to decide the company’s budget; that responsibility lies with the finance

IT DOESN’T REST WITH ME

“Bana düşmez.”, “Benim elimde değil.”, “Benim yetkimde değil.” anlamlarına gelir. Örnek: I’d like to help you with your request, but unfortunately, the final decision on this matter doesn’t rest with

IT IS NOT ROCKET SCIENCE

“O kadar da zor değil, göründüğü kadar zor değil, atla deve değil” anlamlarına gelen bir ifadedir. Örnek: Learning to tie your shoelaces is not rocket science; it just takes a

IT NEVER FAILS

“Hiç şaşmaz” anlamına gelir. Örnek: It never fails that whenever I wash my car, it rains the next day. (Hiç şaşmaz, ne zaman arabamı yıkasam ertesi gün yağmur yağar.)

IT SUCKS

“Berbat, çok kötü oldu” anlamlarına gelen bir ifadedir. Örnek: A: Did you hear that our favourite restaurant closed down?B: Yeah, it sucks. I loved their food. A: En sevdiğimiz lokantanın

IT TAKES GUTS TO …

“… yapmaya cesaret ister, yürek ister, göt ister, büzük ister” anlamlarına gelir. Örnek: It takes guts to stand up in front of a large audience and deliver a heartfelt speech.

IT’S TIME

1. “… zamanı (geldi)” anlamındaki bu ifadeden sonra mastar kullanılır: It’s time to buy a new car. [Yeni bir araba alma zamanı (geldi)]. 2. Eğer cümleye kişi katmak istersek for + nesne + mastar yapısı

JOHNNY ON THE SPOT

Johnny on the spot ne demek? Zor bir anınızda ya da yardıma ihtiyaç duyduğunuz bir anda biri imdadınıza yetişiyorsa “Hızır gibi yetişti(n).” anlamında kullanılan bir deyimdir. Örnek: When the power

JUST kullanımı

1. Just kelimesinin birçok anlamı vardır: a) Az önce, demin, şimdi My father has just phoned. (Babam demin/az önce/şimdi aradı.) b) Daha Keith’s still around. I saw him just last week. (Keith hâlâ

KEEP ME COMPANY

Konuşma dilinde “keep me company” ne demek? Filmlerde ya da romanlarda karşılaşabileceğimiz bu ifade “Bana eşlik et.” anlamına gelir. Örnek: Will you please keep me company while I wait for

KELİME BİLGİSİ

İngilizce öğrenirken en fazla önem verilmesi gereken nokta kelime bilgisidir. İstediğiniz kadar gramer bilin, isterse grameriniz mükemmel olsun, eğer kelime bilmiyorsanız,

KELİME EZBERLEMENİN AŞAMALARI

Kelimeleri kuru kuru ezberlemenin bir işe yaramadığını hep söylüyorum. Kelime ezberlemek, öyle sanıldığı gibi, basit bir iş değildir. Temelini iyi atmak gerekir. Peki İngilizce kelimeleri ezberlerken nelere dikkat etmemiz gerekiyor?

KINDA kullanımı

Yazı dilinde kind of yerine kullanılır. Standart bir kullanım değildir: I kinda hoped we’d be able to meet up some time this week. (Bu hafta bir ara buluşabileceğimizden ümitlenmiş gibiydim.)I was kinda

KISALTMALAR & AKRONİMLER

Bu yazımda sizlere, abbreviation denilen kısaltmalardan ve acronym denilen, yani baş harflerden oluşan kelimelerden bahsedeceğim. Bu tür kelimeleri pek çok yerde görüyoruz ama çoğumuz bunların ne anlama geldiğini bilmiyoruz: p.m.

KİTAPLARIMIN TANITIMI

Bugüne kadar yazdığım tüm kitaplarımın içinden son üç tanesinin tanıtımını yaptığım ve içeriklerini anlattığım videoyu seyredip, kitaplarım hakkında bilgi edinebilirsiniz.

LAST & LATEST farkı

1. Latest “en sonuncusu, en yeni” anlamına gelir: Her latest book’s being published next week. (Her last book … denmez). She thinks it’s much better than her last one.   (Kitabı haftaya yayımlanıyor. Bu kitabın,

LATE & LATELY farkı

Late kelimesi bir sıfattır ve anlamları aşağıda sıralanmıştır: 1. Gecikmiş, geç kalmış: I was late for the meeting. (Toplantıya geç kaldım.)My flight was two hours late. (Uçuşum iki saat gecikmişti.)

LAY & LIE farkı

Birbirine karıştırılan üç fiil vardır: “yatırmak, koymak, sermek” anlamındaki lay; “yatmak, uzanmak” anlamındaki lie (düzensiz fiil); “yalan söylemek” anlamındaki lie (düzenli fiil). 1. Lay Lay, düzensiz fiil olup lay-laid-laid olarak çekilir. “Koymak, yatırmak, sermek, döşemek, (sofra) kurmak, (yumurta) yumurtlamak” anlamlarına

LEMME kullanımı

Lemme, argoda let me (= (bırak) …yım) demektir: Lemme go. (Bırak gideyim.)Lemme open the bottle for you. (Şişeyi senin için açayım.)Lemme show you the rooms. (Sana odaları göstereyim.)