HOME & HOUSE

1. “Evde” derken at home ifadesi kullanılır ve araya the gelmez: Is anybody at home? (Evde kimse var mı?) = … at the home? denmez. At edatı, özellikle Amerikan İngilizcesinde çoğu zaman kullanılmaz: Is anybody home? (Evde kimse var

HOMEWORK & HOUSEWORK

1. Homework, öğrencilere verilen “ev ödevi” anlamına gelir: As soon as the student came home, he did his homework. (Öğrenci eve gelir gelmez ev ödevini yaptı.)You can’t watch TV until you’ve done

HUMAN & HUMANE

1. Human “insana özgü, insanla ilgili, insan…” demektir: the human body/brain (insan vücudu/beyni)human relationships (insan ilişkileri)human behaviour (insan davranışı)human error (insan hatası)human nature (insan doğası)human race (insan ırkı)human resources (insan kaynakları)human rights

I AM A REAL GO-GETTER

“Tuttuğunu koparak biriyim, tuttuğumu koparırım” anlamlarına gelir. Örnek: I’m a real go-getter, always eager to take on new challenges and achieve my goals. (Tuttuğunu koparan biriyimdir, her zaman yeni zorlukların

I CAN LIVE WITH THAT

Filmlerde karşımıza çıkan bu ifade ne demek, bir bakalım. “Bu da olur, bana bu da uyar, buna da eyvallah” anlamlarına gelen bir ifadedir. Örnek: A: I suggest we order pizza

I CAN’T TAKE IT ANY MORE

“Artık dayanamıyorum.” anlamında bir ifadedir. Örnek verelim: “I can’t take it anymore.” Sarah cried out as the stress of her demanding job finally overwhelmed her. (Zorlu işinin stresi sonunda kendisini

I DON’T BUY IT

“Buna inanmam, bunlara karnım tok, yemezler, bana yutturamazsın, sen onu benim külahıma anlat” anlamlarına gelir. Örnek: A: I swear, I saw a UFO last night! It was massive and had

I OWE YOU ONE

“I owe you one” ne demek? Birisinin size yaptığı bir iyiliğe karşı sizin ona söylediğiniz bir cümledir. “Sana borçluyum, sana borçlandım” anlamlarına gelir. Örnek: After my car broke down on

I REST MY CASE

“I rest my case.” ifadesi, hem mahkemelerde avukatlar tarafından hem de normal hayatta kullanılır ve “Söyleyeceklerim bu kadar.” ya da “Başka sorum yok.” ya da “Diyeceğimi dedim.” anlamlarına gelir: Bir

I WOULD IF I COULD

“Yapabilseydim yapardım.” ya da “Olsa dükkân senin.” anlamlarına gelen bir ifadedir. Örnek: I would if I could help you move your furniture, but I have a prior commitment this weekend.

I’M ON IT

“Ben ilgileniyorum, o iş bende” anlamlarına gelir. Örnek: A: We need someone to handle the logistics for the event tomorrow. (Yarınki etkinliğin lojistik işlerini yürütecek birine ihtiyacımız var.)B: I’m on

IF ALL ELSE FAILS

“Baktık olmadı, baktın olmadı, en olmadı” anlamlarına gelir. Örnek: We’ll try negotiating with the vendor first, but if all else fails, we’ll find a new supplier. (Önce satıcı ile pazarlık

IF CLAUSES

Türkçede çoğunlukla “eğer” diye başlayan cümlelerdir. Ancak biz “eğer” demeden de bu tür cümleleri kullanabiliriz. “Eğer yarın gelirsen” diyebildiğimiz gibi “yarın gelirsen” de deriz. Bu tür cümleleri İngilizcede if clause

IF YOU KNOW, YOU KNOW

“Bilen bilir, anlayan anladı” anlamına gelir. Örnek: That little café on the corner makes the best croissants-if you know, you know. (Köşedeki küçük kafe en iyi kruvasanları yapıyor-bilen bilir.)

ILL & SICK

1. İki kelime de “hasta” anlamındadır: My aunt is very ill/sick. (Halam çok hasta.) 2. İngiliz İngilizcesinde ill sıfatından sonra bir isim kullanmak yaygın değildir. Araya bir zarf getirilerek kullanılır: She is

IMAGINARY & IMAGINATIVE

1. Imaginary, “hayalî” demektir: Most people have imaginary fears. (Çoğu kişinin hayalî korkuları var.)The child pulled the trigger of an imaginary gun. (Çocuk, hayalî bir silahın tetiğini çekti.) 2. Imaginative ise, “hayal gücü

IMMIGRATE, EMIGRATE & MIGRATE

“Göç etmek, göçmek” anlamına gelen bu kelimelerin kullanım yerleri farklıdır: 1. Immigrate, bir ülkede yaşamak için oraya göç etmek anlamında kullanılır. Bir yabancı Türkiye’ye göç ederse, o kişi biz Türkler için immigrate yapmış demektir.

IMPERATIVES kullanımı

* Karşımızdaki kişi ya da kişilere söylenen emir cümleleri, sadece “emir” vermek için değil aynı zamanda birisine bir şey yapmasını söylemek, ricada bulunmak, yol tarif etmek, yemek tarif etmek için

IN & WITHIN

In edatı çoğunlukla “içinde” diye bilinir ancak zaman ifadeleri ile kullanıldığında “içinde” anlamında değil, “sonra” anlamındadır: The exams are in in four weeks’ time. (Sınavlar dört hafta sonra.)I’ll be back in

IN CASE & IF

1. In case, çoğunlukla önlemler, tedbirler vs. için kullanılır ve “… diye, …diği takdirde” anlamlarına gelir: I always take an umbrella in case it rains. (Yağmur yağar diye yanıma hep şemsiye alırım.) Gelecekten