By Ekrem Uzbay
IN CONTRAST anlamı ve kullanımı
In contrast, “buna mukabil, buna karşın” anlamlarındadır: Extroverts like crowds. In contrast, introverts prefer solitude. (Dışa dönükler kalabalık severler. Buna mukabil/buna karşın, içe dönükler yalnızlığı tercih ederler.) It was cold yesterday.
By Ekrem Uzbay
IN TIME & ON TIME
In time ve on time ifadeleri “zamanında” demektir. Ancak, aralarında ufak bir fark vardır. On time, “tam zamanında” demek iken, in time “zamanında” demektir. Şöyle bir örnekle farkı daha iyi anlayalım. Diyelim ki bir arkadaşınızla
By Ekrem Uzbay
IN YOUR FACE!
“Bu da sana kapak olsun!” anlamına gelir. Örnek: She finally beat her brother at chess and declared, “In your face!” (Sonunda kardeşini satrançta yendi ve “Bu da sana kapak olsun!”
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZ ALFABESİNİ ÖĞRENMENİN EN KOLAY YOLU
Birçok kişi için alfabenin her harfinin okunuşu sorundur. Yabancılarla konuşurken adımız, soyadımız ya da Türkçe herhangi bir kelimeyi kodlamak (spell) gerekebilir. Bunun için, 26 harften oluşan İngiliz alfabesinin her harfinin
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZCE İÇİN YURT DIŞINA GİTMEK
İngilizce öğrenenler ile birçok velinin kafasında, İngilizcenin Türkiye’de öğrenilemeyeceği ve yurtdışına gitmenin tek çözüm olduğu önyargısı vardır. Yurtdışına gitmek elbette yararlıdır ve kimse aksini iddia edemez. Ancak bazı gerçekleri de
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZCE KONUŞMANIN EN KOLAY YOLU: KALIPLAR (AT)
İngilizce konuşmak birçok kişi için sorundur. Bunun pek çok sebebi var. Bu sebeplerden bir tanesi, cümlenin tüm kelimelerini tek tek düşünüp cümle kurmaya çalışmaktır. Bu yüzden insanlar, istedikleri cümleyi istedikleri
By Ekrem Uzbay
By Ekrem Uzbay
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZCE KONUŞMAYI NASIL ÖĞRETİYORUM?
Birçok kişi, İngilizce altyapısı olmasına rağmen bu dili istediği gibi konuşamaz. İngilizce konuşabilmek için de çeşitli yöntemler denenir. Kimisi kurslara gider, kimisi yurt dışına gider, kimisi yabancı hocalarla speaking dersi
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZCE KONUŞURKEN YAPTIĞIMIZ HATALAR
Çoğumuz İngilizce cümleleri Türkçeye göre kurup hata yapıyoruz. Hâlbuki, İngilizce ve Türkçe farklı yapılara sahip iki dildir. İngilizce cümleleri Türkçeye göre kurmamamız gerekir. Mesela, “Sinemaya gidiyorlar.” cümlesini “They are going
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZCEDE “ÇOK” ANLAMINA GELEN KELİME VE İFADELER
Türkçedeki “çok” kelimesinin İngilizcede birçok karşılığı vardır. Aşağıdaki örnekleri inceleyin: Very: Sıfat ve zarflarla kullanılır, isimlerle kullanılmaz: * David was very tired. (David çok yorgundu.) = very + sıfat* He always walks very quickly. (Hep çok hızlı yürür.) =
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZCEYE YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN BASİT DİYALOGLAR
Bir yabancıyı tanımak için ne gibi kişisel sorular sorabilirsiniz ve bu soruların muhtemel cevapları nelerdir? Hem uzun cevapları hem de en kısa ve pratik cevapları vereceğim. Bu arada, tüm soruların
By Ekrem Uzbay
İNGİLİZCEYİ ANLIYORUM AMA KONUŞAMIYORUM
İngilizceyi öğrenirken dört temel beceriden (four skills) söz edilir. Bu dört beceri,
By Ekrem Uzbay
INSIDE & INSIDE OF farkı
Inside kelimesi, edat, isim, sıfat ve zarf olmak üzere birkaç şekilde kullanılır. Bu kullanımlarda kimi zaman tek başına kimi zaman da of ile kullanılır. Bu kullanımları örnek cümlelerle inceleyelim: 1)
By Ekrem Uzbay
INTEREST, INTERESTED & INTERESTING
1. Interest, hem “ilgilendirmek, ilgisini çekmek” anlamında fiil hem de “ilgi” anlamında isimdir: I have a particular interest in languages. (Dillere karşı özel bir ilgim var.) = isimLanguages have always interested me.
By Ekrem Uzbay
INVERSION kullanımı
İngilizcede bir cümle normal olarak S (subject/özne) + V (verb/fiil) + O (object/nesne) şeklinde kurulur. Yani, önce özne, sonra varsa yardımcı fiil, daha sonra esas fiil ve ardından nesne gelir.
By Ekrem Uzbay
IRREGULAR VERBS | DÜZENSİZ FİİLLER
be was, were been olmak beat beat beaten dövmek become became become olmak begin began begun başlamak bite bit bitten ısırmak bleed bled bled kanamak blow blew blown esmek, üflemek
By Ekrem Uzbay
By Ekrem Uzbay
IT COMES AND GOES
“Bir gelip bir gidiyor, bir geliyor bir geçiyor, bir öyle bir böyle” anlamlarına gelir. Örnek: I’ve been experiencing this strange pain in my knee, but it comes and goes, so
By Ekrem Uzbay
IT DEPENDS
“Duruma bağlı, duruma göre değişir” anlamlarına gelir. Örnek: A: Do you want to go to the movies this evening?B: Hmm, it depends. What movie is playing? A: Bu akşam sinemaya