GO WITH THE FLOW

“Olayları akışına bırakmak” anlamına gelir. Örnek: Instead of stressing about the changes, he decided to go with the flow and adapt to the new circumstances with a positive attitude. (Değişiklikler

GONE & BEEN

1. Been, çoğunlukla “gelmek” ve “gitmek” fiillerinin past participle’ı olarak kullanılır. Çünkü Türkçe düşünüldüğünde, her “gelmek” ve “gitmek” demek istediğimizde go ve come fiillerini kullanamayız: My uncle has been to see us twice since Christmas. (Amcam,

GOTCHA

1. “Yakaladım seni, elimdesin” anlamındadır: “Gotcha, you little thief!” the shopkeeper cried. (Mağaza sahibi, “Yakaladım seni küçük hırsız!” diye bağırdı.)“Gotcha” shouted Peter, as he jumped out from behind the door

GOTTA

Gotta, have got to yerine kullanılır. Standart dışı bir kullanımdır: I gotta go now = I have got to go now. (Şimdi gitmem lazım.)I gotta save some money. = I have

GUESS WHAT!

“Tahmin et ne oldu!, bil bakalım ne oldu!” anlamlarına gelir. Örnek: Guess what! I’ve just received a job offer for my dream position. (Bil bakalım ne oldu! Az önce hayalimdeki

HAD BETTER

‘…se iyi olur’ anlamına gelen ve tavsiye vermede ya da kişilere ne yapmaları gerektiğini anlatmada kullanılan bu yapı, kendisinden sonra fiilin yalın biçimini alır. Geniş ya da gelecek zamanı kapsar. Had kelimesinden

HARD & HARDLY farkı

İngilizcede zarflar, çoğunlukla sıfatlara “-ly” ekleyerek türetilir (slow = slowly; quick = quickly …). Bu yüzden birçok kişi, hard sıfatının zarf hâlinin hardly olduğunu zanneder. Halbuki bu iki kelime arasında

HARD PASS

“Katiyen olmaz, hayatta olmaz” anlamlarına gelir. Örnek: A: Do you want to go to that new restaurant that just opened downtown tonight?B: No, I heard their prices are exorbitant, and

HARDLY, SCARCELY & NO SOONER kullanımı ve farkları

1. Bu ifadelerin üçü de “…mesiyle …mesi bir oldu, tam …mıştım ki … oldu” anlamına gelir. Çoğunlukla past perfect tense ile kullanılırlar: … hardly... when/before...… scarcely ... when/before ……no sooner… than ... I had hardly/scarcely closed my eyes when the

HAVE THE FINAL SAY

“Son sözü söylemek” anlamına gelir. Örnek: Although we discussed the project extensively, the manager will have the final say on which approach we should take. (Projeyi kapsamlı bir şekilde tartışmamıza

HEAD kelimesinin kullanımları

Head kelimesinin farklı anlamlarına bir göz atalım. Önce isim anlamlarına bakalım: 1. Kafa, baş He banged his head as he was getting into the taxi. (Taksiye binerken başını çarptı.) 2.

HEAD-TURNER

“İlgi çeken şey, herkesin dönüp dönüp baktığı şey” anlamlarına gelir. Örnek: The red sports car was a real head-turner as it cruised down the boulevard. (Kırmızı spor araba bulvarda ilerlerken

HELL YEAH!

Hell yeah ne demek? Hell yeah “kesinlikle evet, aynen öyle, tabii ki” anlamlarına gelir. Örnek: A: Are you excited about the upcoming concert?B: Hell yeah, I can’t wait to see

HELP

1. Help fiili bir başka fiille kullanılacaksa nesne + mastar yapısı kullanılır. Kullanılacak bu mastar to alabilir de almayabilir de: Can you help me (to) find my glasses? (Gözlüğümü bulmamda bana yardımcı olabilir misin?) = Can

HENCE anlamı ve kullanımı

Hence kelimesinin anlamı nedir ve kullanımı nasıldır? “Bu yüzden, bu nedenle” anlamlarındadır:  Mr. Taylor is an outstanding teacher. Hence, he is highly respected. (Bay Taylor seçkin bir öğretmendir. Bu yüzden son derece saygı

HERE GOES NOTHING!

“Haydi hayırlısı!” anlamına gelir. Örnek: As he submitted his application for his dream job, he muttered, “Here goes nothing!” (Hayalindeki iş için başvurusunu yaparken, “Haydi hayırlısı!” diye mırıldandı.)

HIGH & TALL

1. İnsanlar, ağaçlar, binalar, kuleler, bacalar, elektrik direkleri gibi şeyler için tall kullanılır: How tall are you? (Boyun kaç?) = How high are you? denmez.There are some beautiful tall trees at the end of our garden.

HIRE, RENT & LET

1. Hire ve rent, “kiralamak” anlamında kullanılır: How much does it cost to rent a two-room flat? (İki odalı bir daire kiralamak kaça patlar?)I need to hire/rent a car for the weekend. (Hafta sonu

HISTORIC & HISTORICAL

1. Historic, unutulmayan, anılma değeri olan anlamında “tarihî” demektir: a historic decision (tarihî karar)a historic building (tarihî bina)a historic monument (tarihî anıt)a historic day (tarihî gün)a historic victory (tarihî zafer)a historic visit

HOLD THAT THOUGHT

Filmlerde sıkça rastladığımız bu ifade “Söyleyeceğini unutma!”, “Lafını unutma!” ya da “Diyeceğini unutma!” anlamlarına gelir: Bir örnek verelim: A: I was just about to tell you about my weekend trip