FEMALE, FEMININE & EFFEMINATE

1. Female, “kadın …” anlamında bir sıfattır: They chose her as the best female vocalist. (Onu en iyi kadın vokalist olarak seçtiler.) Female, hayvanlar için de kullanılır ve “dişi …” anlamına gelir:

FICTIONAL & FICTITIOUS

1. Fictional, masallarda, filmlerde ya da oyunlarda geçen ve gerçek olmayan kişi ya da şeyleri anlatır. “Hayalî, kurgusal, kurmaca” anlamına gelir: The film is based on a fictional story set in

FIND & FOUND

Bu iki fiil bazen birbirine karıştırılır. “Bulmak” anlamındaki find fiili düzensiz fiildir ve find-found-found olarak çekilir. İngilizcede ayrıca “kurmak” anlamında found diye de bir fiil vardır ve bu fiil düzenlidir, yani found-founded-founded diye çekilir. I’ve just found a 100-lira note

FINE PRINT

Özellikle sözleşme, belge vs’deki “küçük yazılar” anlamına gelir. Örnek: He skimmed the contract but forgot to check the fine print at the bottom of the last page. (Sözleşmeye şöyle bir

FLOOR IT

“Gazı köklemek” anlamına gelir. Örnek: They were running late for the concert, so she floored it down the highway to make it on time. (Konsere geç kalıyorlardı, bu yüzden, zamanında

FOREIGNER & STRANGER

Her iki kelime de Türkçeye çevrildiğinde “yabancı” diye çevrilir. Ancak aralarında fark vardır. Foreigner, başka bir ülkeden, başka bir milletten olan kişiye denir: It is difficult for foreigners to feel

FORGET & LEAVE

Türkçede “unutmak” deyince aklımıza “forget” kelimesi gelir. Mesela, “Çantamı unuttum.” demek için “I’ve forgotten my bag.” deriz. Ancak, “Çantamı evde unuttum.” diyeceksek, yani cümlede bir yer belirteceksek “forget” fiili yerine

GERUNDS & INFINITIVES

Bazı fiillerin arkasına -ing koyuyoruz (I enjoy listening to classical music.), bazılarını to ile kullanıyoruz (I want to listen to classical music.), bazılarını ise fiilin yalın hâli ile kullanıyoruz (He

GET

1. (gönderilen bir şeyi) Almak: I got an email from Tim this morning. (Bu sabah Tim’den bir e-posta aldım.) 2. Satın almak: Did you get tickets for the game? (Maç biletlerini aldın

GET A LIFE

Günlük dilde sıkça kullanılan bu ifade “İşin gücün yok mu?”, “Sen kendi işine bak.” ya da “Düş yakamdan.” gibi anlamlara gelir. Bir örnek verelim: Get a life! You’re always so

GET A REFILL

“İçkisini ya da içeceğini tazelemek” anlamına gelir. Örnek: I’ve finished my coffee; I’ll go get a refill. (Kahvemi bitirdim; gidip tazeleyeyim.)

GET İLE YAPILAN PHRASAL VERB’LER

Konuya girmeden önce, phrasal verb nedir, bunu açıklayayım. Bir fiil ile bir ya da iki preposition’ın yan yana gelmesiyle oluşan deyimlere phrasal verb denir. Ancak fiilin anlam değiştirmesi gerekir. Mesela,

GET OVER IT!

“Aş bunları, geç bunları” anlamlarına gelir. Örnek: A: I can’t believe I made that embarrassing mistake in front of everyone.B: It happens to the best of us. Get over it

GET THE ICK

“İğrenmek, soğumak” anlamına gelir: Örnek: He was cute and charming in the beginning, but when I saw how he treated the waiter, I got the ick. (Başlangıçta sevimli ve çekiciydi

GIMME

Gimme, argoda give me (= bana ver) demektir: Gimme the magazine. (Dergiyi bana ver.)Gimme a minute. (Bana bir dakika ver.)Gimme the book back. (Kitabı bana geri ver.)Gimme some money. (Bana

GIVE ME A BREAK!

“Beni rahat bırak, düş yakamdan, bir huzur ver, üstüm gelme” anlamlarına gelir. Örnek: Give me a break, I’ve been working late every night this week, and I just need some

GIVE ME THE TEA!

“Hadi dedikodu yapalım!, Bana her şeyi anlat!” anlamlarına gelir. Örnek: She whispered, “Give me the tea! I want to know everything that happened at the party last night.” (Kız fısıldayarak,