DULY NOTED

“Dikkate alındı, anlaşıldı” anlamlarına gelen bir ifadedir. Örnek: A: Can you include the latest sales figures in the report? (En son satış rakamlarını rapora ekleyebilir misin?)B: Duly noted. (Anlaşıldı.)

DUNNO

Dunno, argoda kullanılır ve I don’t know (= bilmiyorum) demenin başka bir şeklidir: – Where is Jack? (Jack nerede?)– Dunno. (Bilmiyorum.) – Do you know where you put the remote? (Uzaktan

DURING & IN

1. Öğrencilere during’in anlamı sorulduğunda çoğunlukla “sırasında, esnasında, süresince” derler. In sorulduğunda ise “içinde” derler. Ancak durum her zaman böyle değildir: We’ll be on holiday during/in August. (Ağustosta tatilde olacağız.) = Ağustos sırasında/esnasında/içinde… diye çevrilmez.I woke up

EAT YOUR HEART OUT

Günlük dilde sıkça kullanılan bu ifade, “Kıskançlıktan çatla da patla!” anlamına gelir. Bir örnek verelim: After years of hard work and dedication, John finally achieved his dream of becoming a

ECONOMIC, ECONOMICAL, ECONOMICS & ECONOMY

1. Economic, ekonomi ile ilgili anlamında “ekonomik” demektir: Economic issues (Ekonomi konuları)Economic growth (Ekonomik büyüme)Economic cooperation (Ekonomik işbirliği)The government’s economic policy (Hükûmetin ekonomi politikası) 2. Economical ise, az masraflı, hesaplı anlamında “ekonomik” demektir: What is

ED or ING SIFATLARI nelerdir?

İngilizcede bazı fiillerin -ing almış hâlleri ile past participle hâlleri sıfat görevi görür. Mesela, interesting ve interested sıfatları interest fiilinden türemiştir. Öncelikle bu fiilleri ve doğru anlamlarını bilmek gerekir. Aşağıda

EFFICIENT & EFFECTIVE

1. Efficient, “verimli, yetenekli, işini bilen, işe yarar” anlamındadır: The hotel’s staff are friendly and efficient. (Otel personeli sıcak kanlı ve işlerini biliyor.)The new machine is far more efficient than the old

EITHER

1. Tekil bir isimle kullanılan either “ikisinden biri, ya bu ya öteki” anlamındadır: Come on Tuesday or Thursday. Either day is OK. (Salı ya da perşembe gel. İki gün de uygun.) = Either days … denmez.She

EITHER … OR …

1. Either… or…, “ya … ya da …” anlamındadır: You can either come with me now or walk home. (Ya benimle şimdi gelebilirsin ya da eve yürüyerek gidersin.)If you want ice-cream, there’s either

EMINENT & IMMINENT farkı ve kullanımı

Eminent ve imminent kelimeleri birbirine karıştırılan iki sıfattır. Ancak anlamları çok farklıdır: Eminent, “ünlü, tanınmış, seçkin, saygın” demektir: an eminent architect: saygın bir mimaran eminent painter: saygın bir ressam an eminent

ESPECIALLY & SPECIALLY

1. Especially ve specially, temel olarak “özellikle” anlamında kullanılır: It was a very cold house, especially in winter. (Özellikle kışın çok soğuk bir evdi.)I specially liked the blue outfit. (Özellikle mavi kıyafeti beğendim.) 2. Especially, özneden sonra

EVEN

1. Even, “hatta, bile” anlamındadır: She’s rude to everybody. She’s even rude to the police. (Herkese karşı kabadır. Polise karşı bile kabadır.)He can’t even write his own name. (Kendi adını bile yazamaz.)

EVEN SO anlamı ve kullanımı

“Yine de, buna rağmen” anlamlarına gelir: Crashes are rare, but even so, there should be stricker safety regulations. (Kazalar nadiren oluyor ama yine de/buna rağmen daha sıkı güvenlik kurallarının olması lazım.) The

EVER, NEVER & ANY (hiç) farkı ve kullanımı

Türkçeye çevirdiğimizde “hiç” anlamına gelen ve kullanımları birbirine karıştırılan any, never ve ever kelimelerini tek tek inceleyelim: Any (Sorularda ve olumsuz cümlelerde, sayılabilen çoğul isimlerle ve sayılamayan isimlerle “hiç” anlamında): I didn’t eat any meat. (Hiç et

EX- anlamı ve kullanımı

“Ex-” ön ekinin kullanımı şöyledir: Bu ek “eski” anlamına gelir ve isimlerle kullanılır: ex-boyfriend (eski erkek arkadaş)ex-girlfriend (eski kız arkadaş)ex-husband (eski koca)ex-wife (eski eş)ex-governor (eski vali)ex-president (eski başkan)ex-policeman (eski polis)ex-prisoner

EXHAUSTED, EXHAUSTING & EXHAUSTIVE

1. Exhausted, “çok yorgun, bitkin, yorgunluktan canı çıkmış, pestil gibi” anlamına gelir: At the end of the day I felt exhausted. (Günün sonunda pestil gibiydim/yorgunluktan canım çıkmıştı.)By the time they reached

FAIRLY, QUITE, RATHER & PRETTY

1. Fairly, genellikle sıfatları ve zarfları niteler. Birisi için fairly nice ya da fairly clever derseniz, o kişiyi çok da yüceltmiş olmazsınız. “Fena değil, idare eder” anlamına gelir: How was the film? ~ Fairly good. Not the best one

FALL & FELL

Bu iki fiil bazen birbirine karıştırılır. “Düşmek” anlamındaki fall fiili düzensiz fiildir ve fall-fell-fallen olarak çekilir. İngilizcede ayrıca “kesmek” anlamında fell diye de bir fiil vardır ve bu fiil düzenlidir, yani fell-felled-felled diye çekilir. He fell badly and broke his

FAMILY HEIRLOOM

“Aile yadigârı” anlamına gelir. Örnek: That old pocket watch isn’t just a timepiece; it’s a family heirloom passed down from my great grandfather. (O eski cep saati sadece bir saat

FARMER’S TAN

“Amele yanığı” anlamına gelir. Örnek: I always forget sunscreen on my arms, and by mid-June, I’ve got a classic farmer’s tan. (Kollarıma güneş kremi sürmeyi hep unutuyorum ve haziran ortasına