CONTRARY

1. On the contrary & on the other hand On the contrary, “tam tersi, aksine, bilakis” anlamındadır. On the other hand ise, “diğer taraftan” anlamındadır: I suppose the job was boring. ~ On the contrary, it

CONTROL & CHECK

İki kelimenin anlamı aynıymış gibi gözükse de aralarında kullanım farkı vardır. Control, “denetlemek, kontrolü sağlamak, kontrol altında tutmak” anlamındadır. Check ise “gözden geçirmek, kontrolünü yapmak” anlamındadır: Most of the news media were controlled by

CONVERSELY anlamı ve kullanımı

Conversely, “buna mukabil, diğer taraftan” anlamlarına gelir: Some wrong answers were marked right and, conversely, some right answers had been rejected. (Bazı yanlış cevaplar doğru olarak işaretlenmişti, buna mukabil/diğer taraftan, bazı

COST & COSTED

Cost fiili düzensiz bir fiildir, cost-cost-cost diye çekilir. Ancak “maliyetini hesaplamak, maliyetini çıkarmak” anlamlarında kullanıldığında düzenli fiil gibi -ed alır ve cost-costed-costed diye çekilir. Örnek: Before starting the project, the

COULDN’T NOT

“Yapmasa olmazdı, yapmadan edemedi” anlamında bir ifadedir. Örnek: The view from the mountain was so stunning that I couldn’t not take hundreds of pictures. (Dağdan görünen manzara o kadar muhteşemdi

COUNTABLE & UNCOUNTABLE NOUNS nedir?

İngilizcede isimler sayılabilen (countable) ve sayılamayan (uncountable) olarak iki gruba ayrılır. Sayılabilen isimler, çoğul yapılabilen isimlerdir. Sayılamayan isimler ise, çoğul yapılamayan isimlerdir. İngilizce-İngilizce sözlüklerde, sayıla-bilen isimlerin yanında [C] harfi, sayılamayan isimlerin yanında [U] harfi

COUNTRY

1. Country, sayılabilen bir isim olup “ülke, memleket” anlamındadır: Scotland is a cold country. (İskoçya soğuk bir ülkedir.)France is the country I know best. (En iyi bildiğim ülke Fransa’dır.)How many countries are

CREDIBLE, CREDULOUS & CREDITABLE

1. Credible, “güvenilir, inanılır, inandırıcı” anlamındadır ve çoğunlukla olumsuz cümlelerde kullanılır: His latest statements are hardly credible. (Son açıklamaları pek inandırıcı değil.)This is not credible to anyone who has studied the

CROSS MY HEART

Günlük konuşmalarda sıkça kullanılan bu ifade “Yemin ederim, iki gözüm önüme aksın ki, ekmek çarpsın, vallahi billahi” gibi anlamlara gelir. Örnek: I promise to help you with your project, cross

CUT ME SOME SLACK

Günlük dilde kullanılan bu ifade “Bana fazla yüklenme.” ya da “Üstüme fazla gelme.” anlamlarına gelir. Bir örnek verelim: I’ve had a really tough week at work, so could you please

CUT THE CRAP

“Kes saçmalamayı, kes, zırvalamayı, boş yapma” anlamlarına gelir. Örnek: Enough with the excuses, just cut the crap and tell me the truth. (Bu kadar bahane yeter, kes saçmalamayı ve bana

DARE

1. Modern İngilizcede dare, çok yaygın kullanılan bir fiil değildir. Dare yerine genellikle başka ifadeler kullanılır: He’s not afraid to say what he thinks. (Düşündüklerini söylemeye korkmaz.) 2. Bununla birlikte dare, olumsuz cümlelerde sık sık kullanılır. Kendisinden sonra

DEAD, DIE & DEATH

1. Dead, sıfattır ve “ölü, ölmüş, hayatta değil” anlamına gelir: a dead man (ölü bir adam)Mrs Taylor is dead. (Bayan Taylor öldü.) 2. Die, bir fiildir ve “ölmek” anlamına gelir: Shakespeare died in 1616.

DIS- anlamı ve kullanımı

“Dis-” ön ekinin kullanımı şöyledir: Bazı isimlere, sıfatlara ve fiillere gelerek, kelimenin asıl anlamının zıt anlamını verir. Mesela like “sevmek” demekse dislike “sevmemek” demektir: Dislike = sevmemek, hoşlanmamak, beğenmemekDissimilar = benzemeyen, farklı, değişikDisbelief =

DO & MAKE

İki fiilin ilk akla gelen anlamı “yapmak”tır. Ancak aralarında kullanım farkları vardır: 1. Do, “iş, eylem, görev, spor vs.” yapmak anlamında kullanılır: We did a lot of work yesterday. (Dün çok iş

DON’T HOLD YOUR BREATH

“Boşuna heveslenme, boşuna umutlanma, daha çok beklersin” anlamlarına gelir. Örnek: John said he would finish the project by the end of the week, but don’t hold your breath – he’s

DRESS, BE DRESSED IN & GET DRESSED

1. Dress, isim olarak “kadın giysisi, elbise” anlamına gelir: This is the first time I’ve seen you wearing a dress. (Seni elbiseli olarak ilk kez görüyorum.) 2. Dress kelimesinin sayılamayan hâli de vardır. Bu

DRUNK & DRUNKEN

1. Drunk, hem drink fiilinin past participle’ı hem de sıfattır ve “sarhoş, içkili, alkollü” anlamına gelir: He was so drunk that he could barely get his words out. (O kadar sarhoştu ki neredeyse konuşamıyordu.)I’d

DUE TO & OWING TO

1. Due to ile owing to, “-den dolayı, … yüzünden; …sayesinde” anlamındadır. Due to, owing to’ya göre daha yaygındır. Due to/owing to ile başlayan ifadeler, cümleden genellikle virgülle ayrılırlar. Ayrıca, her iki ifadeden sonra cümle değil, isim