By Ekrem Uzbay
BOTH … AND …
1. “Hem … hem de” anlamındaki bu ifadede kullanılan kelimeler genellikle aynı türdendir: She’s both pretty and clever. (Hem güzel hem de akıllı.) = sıfatlar kullanılmışI spoke to both the Director andher secretary.
By Ekrem Uzbay
BREATH & BREATHE farkı ve kullanımı
Birbiriyle sıkça karıştırılan breath ve breathe kelimelerini inceleyelim: Breath, isim olup “nefes, soluk” anlamına gelir: His breath smelt of garlic. (Nefesi sarımsak kokuyordu.) I felt a bit short of breath and
By Ekrem Uzbay
BROAD & WIDE
1. İki kelime de “geniş” anlamına gelir. Bu iki kelimeden broad daha resmî dilde kullanılır: The road was wide enough for two cars to pass. (Yol, iki arabanın geçeceği kadar genişti.)The car’s too
By Ekrem Uzbay
By Ekrem Uzbay
By Ekrem Uzbay
CAN’T HELP
1. “-memek elimde değil, -meden duramıyorum, kendimi alamıyorum” anlamındadır: She’s a selfish woman, but somehow you can’t help liking her. (Bencil bir kadındır ama her nasılsa onu sevmemek elde değil.)Excuse me,
By Ekrem Uzbay
By Ekrem Uzbay
CAUSATIVE kullanımı
Türkçede “ettirgen” yapı denilen causative, bir işi kendimiz yapmayıp başkasına yaptırıyorsak kullanılır. Mesela, “saçımı kestirdim, arabayı yıkattım, evi boyattık” gibi cümleleri biz kendimiz yapmayıp başkasına yaptırırız. Causative yapı, temel olarak have ve get fiilleriyle yapılır. Bu yapının
By Ekrem Uzbay
CLEFT SENTENCES kullanımı
Şu iki Türkçe cümleyi karşılaştıralım: 1) Peter camı kırdı.2) Camı kıran Peter’dı. İlk cümle, sıradan bir cümle ve cümlede Peter’ın camı kırdığı belirtiliyor. İkinci cümlede ise bir vurgu var. Camı
By Ekrem Uzbay
CLOSE & SHUT
1. Close ve shut, çoğu kez aynı anlamdadır: Open your mouth and close/shut your eyes. (Aç ağzını yum gözünü.)I can’t close/shut the window. Can you help me? (Pencereyi kapatamıyorum. Bana yardım edebilir misin?)The shop
By Ekrem Uzbay
CLOSE, CLOSED & SHUT
1. Close kelimesi fiildir ve “kapatmak” anlamına gelir: Could you close the door? (Kapıyı kapatabilir misiniz?) 2. Shut kelimesi de fiil olup “kapatmak” anlamına gelir: I shut the door quietly. (Kapıyı sessizce kapattım.)Please shut
By Ekrem Uzbay
CLOTH & CLOTHES
1. Cloth, “kumaş, bez, dokuma” anlamına gelir. Teklifsiz dilde bu kelime yerine material ya da fabric demek daha yaygındır: His suits were made of the most expensive cloth. (Takım elbiseleri en pahalı kumaştan yapılmıştı.)Could you pass
By Ekrem Uzbay
COLLOCATIONS (MAKE & DO)
Türkçeden örneklerle başlayıp sonra İngilizcedeki örneklere geçerek collocation kavramının ne olduğunu anlatayım. Mesela Türkçede “kafa” ve “baş” kelimeleri eş anlamlıdır. Ancak her durumda birbirlerinin yerine kullanılmazlar. Birine “kafa atmak” yerine
By Ekrem Uzbay
COME FİİLİ VE COME İLE YAPILAN PHRASAL VERBS
1. Gelmek He comes to work by car. (İşe arabayla gelir.)Can you come to my party? (Partime gelebilir misin?)Here comes Rob. (İşte Rob geliyor.) 2. Yol katetmek The firm has
By Ekrem Uzbay
COMFORT BREAK
“Tuvalet molası, ihtiyaç molası” anlamlarına gelir. Örnek: The driver announced a comfort break at the next service station. (Şoför, bir sonraki servis istasyonunda ihtiyaç molası vereceğini anons etti.)
By Ekrem Uzbay
COMPARATIVES & SUPERLATIVES
COMPARISON Türkçede sıfatların derecelendirilmesi iki türlü yapılır. Söz konusu sıfatın önüne “daha” (= daha iyi, daha sıcak, daha önemli …) getirilerek “üstünlük” hâli, “en” getirilerek (= en iyi, en sıcak, en
By Ekrem Uzbay
COMPREHENSIBLE & COMPREHENSIVE
1. Comprehensible “anlaşılır, anlaşılabilir” demektir: The object is to make our research comprehensible. (Amaç, araştırmamızı anlaşılır kılmaktır.)It’s written in clear, comprehensible English. (Açık, anlaşılır bir İngilizceyle yazılmıştır.)That film was barely comprehensible to
By Ekrem Uzbay
CONNECTIVE RELATIVE CLAUSES anlamı ve kullanımı
Bu tür cümlelerin nitelediği, bir isim değil, bir cümlenin tamamıdır. İsminden de anlaşılacağı gibi birleştirici bir özelliğe sahiptirler. Bağlama zamiri olarak sadece which kullanılır ve relative clause mutlaka virgülle ayrılır: I didn’t eat my
By Ekrem Uzbay
CONSEQUENTLY anlamı ve kullanımı
Consequently kullanımı şöyledir: “Bunun sonucu olarak, dolayısıyla, hâliyle” anlamlarına gelir: They’ve increased the number of staff and consequently the service is better. (Personel sayısını artırdılar ve hâliyle servis düzeldi.)He failed his
By Ekrem Uzbay
CONTINUAL(LY) & CONTINUOUS(LY)
1. Continual(ly), can sıkıcı biçimde sürekli meydana gelen şeyleri anlatmak için kullanılır: Prisoners’ families face continual harassment and attack. (Mahkûm aileleri, sürekli taciz ve saldırıya maruz kalıyorlar.)They argue continually about money. (Para