BOTH … AND …

1. “Hem … hem de” anlamındaki bu ifadede kullanılan kelimeler genellikle aynı türdendir: She’s both pretty and clever. (Hem güzel hem de akıllı.) = sıfatlar kullanılmışI spoke to both the Director andher secretary.

BROAD & WIDE

1. İki kelime de “geniş” anlamına gelir. Bu iki kelimeden broad daha resmî dilde kullanılır: The road was wide enough for two cars to pass. (Yol, iki arabanın geçeceği kadar genişti.)The car’s too

BUMMER!

“Hay Allah, tüh be” anlamlarına gelir. Örnek: Bummer! I was really looking forward to the concert, but it got canceled. (Tüh be! Konseri dört gözle bekliyordum ama iptal oldu.)

BY

Öğrenciler bu kelimeyi görür görmez akıllarına hemen edilgen yapı (passive) gelir. Ancak bu kelime sadece edilgen cümlelerde “tarafından” anlamına gelmez: 1. By, zaman ifadelerinde “-e kadar” anlamına gelir: The meeting should have finished by

CAN’T HELP

1. “-memek elimde değil, -meden duramıyorum, kendimi alamıyorum” anlamındadır: She’s a selfish woman, but somehow you can’t help liking her. (Bencil bir kadındır ama her nasılsa onu sevmemek elde değil.)Excuse me,

CARE

1. Care (about) Care (about), “önemsemek, aldırmak, umursamak” anlamındadır. Özellikle olumsuz cümlelerde yaygındır. About edadı, bir nesneden önce kullanılır ancak bir bağlaçtan önce genellikle atılır: Most people care about other people’s opinions. (Çoğu insan,

CAUSATIVE kullanımı

Türkçede “ettirgen” yapı denilen causative, bir işi kendimiz yapmayıp başkasına yaptırıyorsak kullanılır. Mesela, “saçımı kestirdim, arabayı yıkattım, evi boyattık” gibi cümleleri biz kendimiz yapmayıp başkasına yaptırırız. Causative yapı, temel olarak have ve get fiilleriyle yapılır. Bu yapının

CLEFT SENTENCES kullanımı

Şu iki Türkçe cümleyi karşılaştıralım: 1) Peter camı kırdı.2) Camı kıran Peter’dı. İlk cümle, sıradan bir cümle ve cümlede Peter’ın camı kırdığı belirtiliyor. İkinci cümlede ise bir vurgu var. Camı

CLOSE & SHUT

1. Close ve shut, çoğu kez aynı anlamdadır: Open your mouth and close/shut your eyes. (Aç ağzını yum gözünü.)I can’t close/shut the window. Can you help me? (Pencereyi kapatamıyorum. Bana yardım edebilir misin?)The shop

CLOSE, CLOSED & SHUT

1. Close kelimesi fiildir ve “kapatmak” anlamına gelir: Could you close the door? (Kapıyı kapatabilir misiniz?) 2. Shut kelimesi de fiil olup “kapatmak” anlamına gelir:  I shut the door quietly. (Kapıyı sessizce kapattım.)Please shut

CLOTH & CLOTHES

1. Cloth, “kumaş, bez, dokuma” anlamına gelir. Teklifsiz dilde bu kelime yerine material ya da fabric demek daha yaygındır: His suits were made of the most expensive cloth. (Takım elbiseleri en pahalı kumaştan yapılmıştı.)Could you pass

COLLOCATIONS (MAKE & DO)

Türkçeden örneklerle başlayıp sonra İngilizcedeki örneklere geçerek collocation kavramının ne olduğunu anlatayım. Mesela Türkçede “kafa” ve “baş” kelimeleri eş anlamlıdır. Ancak her durumda birbirlerinin yerine kullanılmazlar. Birine “kafa atmak” yerine

COMFORT BREAK

“Tuvalet molası, ihtiyaç molası” anlamlarına gelir. Örnek: The driver announced a comfort break at the next service station. (Şoför, bir sonraki servis istasyonunda ihtiyaç molası vereceğini anons etti.)

COMPARATIVES & SUPERLATIVES

COMPARISON  Türkçede sıfatların derecelendirilmesi iki türlü yapılır. Söz konusu sıfatın önüne “daha” (= daha iyi, daha sıcak, daha önemli …) getirilerek “üstünlük” hâli, “en” getirilerek (= en iyi, en sıcak, en

COMPREHENSIBLE & COMPREHENSIVE

1. Comprehensible “anlaşılır, anlaşılabilir” demektir: The object is to make our research comprehensible. (Amaç, araştırmamızı anlaşılır kılmaktır.)It’s written in clear, comprehensible English. (Açık, anlaşılır bir İngilizceyle yazılmıştır.)That film was barely comprehensible to

CONNECTIVE RELATIVE CLAUSES anlamı ve kullanımı

Bu tür cümlelerin nitelediği, bir isim değil, bir cümlenin tamamıdır. İsminden de anlaşılacağı gibi birleştirici bir özelliğe sahiptirler. Bağlama zamiri olarak sadece which kullanılır ve relative clause mutlaka virgülle ayrılır: I didn’t eat my

CONSEQUENTLY anlamı ve kullanımı

Consequently kullanımı şöyledir: “Bunun sonucu olarak, dolayısıyla, hâliyle” anlamlarına gelir: They’ve increased the number of staff and consequently the service is better. (Personel sayısını artırdılar ve hâliyle servis düzeldi.)He failed his

CONTINUAL(LY) & CONTINUOUS(LY)

1. Continual(ly), can sıkıcı biçimde sürekli meydana gelen şeyleri anlatmak için kullanılır: Prisoners’ families face continual harassment and attack. (Mahkûm aileleri, sürekli taciz ve saldırıya maruz kalıyorlar.)They argue continually about money. (Para