BE ALLOWED TO

Bir şeyi yapmaya “izin var” anlamındadır. Daha çok olumsuz cümlelerde “izin yok” anlamında kullanılır: I’m not allowed to drive my dad’s car. (Babamın arabasını kullanmama izin yok.)We are not allowed to smoke

BE SUPPOSED TO

Anlam olarak should’a yakın olan bu yapı, kurallara ya da yasalara göre ne yapılması gerektiğini ya da olması beklenen şeyleri anlatmada kullanılır. Geniş zamanda am/is/are supposed to olarak kullanılırken, geçmiş zamanda was/were supposed to olarak

BE THE BIGGER PERSON

Bu ifade “Büyüklük sende kalsın.” anlamına gelir. Bir örnek verelim: Even though my coworker was constantly trying to undermine my efforts, I decided to be the bigger person and offer

BE TO

Cümlenin öznesine göre am to, is to, are to, was to, were to olarak değişen bu yapının kullanım yerleri şöyledir: 1. Gelecekte planlanmış durumlarda: The Queen is to visit Spain next month.

BE USED TO

1. “Alışkın olmak, alışık olmak” anlamındadır: I’ve lived in Istanbul for ten years now, so I’m used to the noise. (On yıldır İstanbul’da oturuyorum, bu yüzden gürültüye alışığım.)At the beginning I

BEAT & WIN

1. Düzensiz bir fiil olan win (win-won-won), maç, oyun, yarış, savaş, tartışma, ödül, para vs. “kazanmak” anlamındadır: My girlfriend usually wins when we play poker. (Poker oynadığımızda genellikle kız arkadaşım kazanır.) 

BEAT THE RUSH

“Yoğunluğu atlatmak, kalabalığa kalmamak” anlamına gelir: Örnek: Ordering lunch before noon helps me beat the rush and avoid long lines at the café. (Yemeği öğleden önce sipariş ederek kalabalığa kalmıyor

BEATS ME

“Bilmem, bilmiyorum” anlamına gelir. Örnek: A: Why is the computer not working? (Bilgisayar niye çalışmıyor?)B: Beats me. I’m not sure what’s wrong with it. (Bilmem. Ne oldu, emin değilim.)

BECAUSE & BECAUSE OF

1. Because, bir bağlaçtır. Dolayısıyla kendisinden sonra bir cümlecik (clause) gelmelidir. Bu anlamda “çünkü” diye değil, “-den dolayı, -diği için” diye çevrilir. Because of’dan sonra ise isim ya da zamir gelmelidir: The game

BEEN THERE, DONE THAT

“Benim de başıma geldi, ben de o yollardan geçtim” anlamlarına gelir. Örnek: A: I’m really stressed about this upcoming exam. I don’t know if I can handle it.B: Don’t worry,

BEFORE

1. Before kelimesinin ilk anlamı “(daha) önce” demektir. Fakat bu anlamdaki kullanımına ve dolayısıyla kullanılacak zamana (tense) dikkat etmek gerekir. Eğer “bugünden geriye doğru” anlamında “önce” diyorsak ve olayın “ne kadar önce” meydana geldiğini

BEGIN & START

1. Begin ve start fiillerinin ikisinin de anlamı “başlamak”tır: I began/started teaching when I was 23. (23 yaşındayken öğretmenliğe başladım.)If Sally doesn’t come soon, let’s begin/start without her. (Sally yakında gelmezse onsuz başlayalım.) 2.

BELOW, UNDER, UNDERNEATH & BENEATH

1. Below ve under, “-in altında” demektir: Look in the cupboard below/under the sink. (Eviyenin altındaki dolaba bak.) 2. Eğer bir şey başka bir şeyin tam altında değilse below, tam altında ise under tercih edilir:  The

BESIDES, EXCEPT & APART FROM

1. Besides, “-den başka, ayrıca, ilaveten” demektir: Besides the violin, he plays the piano and the flute. (Kemandan başka piyano ve flüt çalar.) 2. Except, “hariç, dışında” demektir: I like all musical

BET

1. Bet, düzensiz bir fiildir (bet – bet – bet). 2. I bet (you), “eminim ki, bahse girerim ki, görürsün” anlamındadır. That, genellikle kullanılmaz: I bet you the train will be late. (Eminim ki/Bahse

BETWEEN & AMONG

1. İki şey ya da iki kişi arasında between kullanılır: She was sitting between Tom and Mike. (Tom ile Mike arasında oturuyordu.) Between, mesafeler ile ilgili de kullanılır: Trains running between Liverpool

BIG, LARGE & GREAT

1. Somut isimlerle çoğunlukla big ve large kullanılır. Big, teklifsiz dilde çok yaygındır: This shirt isn’t big enough. (Bu gömlek yeterince büyük değil.)Theirs is a large house, situated near the river. (Onlarınki, nehrin kenarında büyük

BORN & BORNE

1. “Doğmak, dünyaya gelmek” anlamında edilgen yapıdaki to be born ifadesi kullanılır: Hundreds of children are born deaf every year. (Her yıl yüzlerce çocuk sağır doğuyor.)I was born in 1961 in Istanbul. (1961’de

BOTH

1. Both, “(her) ikisi de” anlamına gelir: Both children are at school. (İki çocuk da/Her iki çocuk da okulda.) 2. İki kişinin bir işi ayrı ayrı yapması durumunda both kullanılmaz: My two brothers carried the